menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Bir Anarşist: Edward Joris ve 1905 Yıldız Suikastı

90 0
07.10.2026

Bir Anarşist: Edward Joris ve 1905 Yıldız Suikastı

An Anarchist: Edward Joris and the 1905 Yıldız Assassination

Ondokuzuncuyüzyılın son çeyreği, dünya tarihine “anarşist dalga” olarak geçen ve devlet liderlerini hedef alan küresel bir şiddet sarmalıyla damga vurmuştur. Bu dönemde Belçika’nın Antwerpen şehri, sadece ticari bir liman değil, aynı zamanda radikal fikirlerin ve anarşist doktrinlerin kuluçka merkezi konumundadır. 11 Şubat 1876’da bu liman şehrinde doğan Edward Joris, işte bu huzursuz atmosferin bir ürünüdür (Simons 1614). Joris’in hayatı, sıradan bir memurluktan uluslararası bir suikast şebekesinin operasyonel liderliğine evrilen, kıtalar arası bir radikalleşme öyküsüdür.

Alloul’un editörlüğünü yaptığı çalışmada Joris; “1905 Yıldız bombalanmasına yakından karışan Antwerpen doğumlu Edward Joris, bir Osmanlı çağdaşının daha sonra hatırlayacağı üzere ‘Scheldt’in o istenmeyen çocuğu’ idi” (Alloul 6). Joris, Brüksel’deki anarşist çevrelerden edindiği ideolojik donanımı, İstanbul’daki Singer fabrikasına uzanan profesyonel kariyeriyle birleştirerek, Osmanlı İmparatorluğu’nun en korunaklı mekanı olan Yıldız Sarayı’na sızmayı başarmıştır (Simons 1614). Joris’in bu sızma operasyonu sadece bir kişisel tercih değil, Osmanlı Devleti’nin kalbine yönelik küresel bir anarşist kuşatmanın stratejik bir parçasıdır (SATEMER). Bu biyografik çalışma, Joris’in Ermeni komitacılarıyla kurduğu stratejik işbirliğini, suikastın teknik detaylarını ve bu eylemin ardından yaşanan uluslararası hukuk krizini, bir anarşistin hayat hikayesi üzerinden analiz etmektedir. Joris’in İstanbul’a gelişi ve burada kurduğu ağları anlamak için, onun payitahta ayak basmadan önceki radikal köklerine ve Ermeni komitelerinin 1896’da gerçekleştirdiği büyük provaya bakmak elzemdir.

1896 Osmanlı Bankası Baskını ve Anarşist-Komitacı İşbirliğinin Temelleri

1896 Ottoman Bank Raid and the Foundations of Anarchist-Committee Collaboration

26 Ağustos 1896 tarihinde gerçekleşen Osmanlı Bankası baskını, Ermeni komitacıların Avrupalı anarşist tekniklerini kendi davalarına nasıl eklemlediklerini gösteren ilk büyük örnektir. Bu baskın, İstanbul’un kalbi Galata’da 150 kadar militanın katılımıyla gerçekleşmiş ve uluslararası bir infial yaratmıştır (Yavuz 391). Armen Garo’nun anılarında belirttiği üzere, bu eylem bir yardım çığlığı olarak kurgulanmıştır: “Adı Osmanlı olsa bile bankanın gerçekte bir Avrupa işletmesi olduğunu iyi biliyorduk; bu yüzden bankayı hedef almak Avrupa’yı müdahaleye zorlayacaktı” (Garo 45).

Bu eylemde dikkati çeken en önemli unsur, bombaların ve patlayıcıların kullanımındaki maharettir. Garo, “Edward ve ABD dört dava arkadaşımız, Galata köprüsünde bekleyecek ve Sadrazamın arabası geçerken üzerine sekiz bomba atacaklardı” diyerek, anarşist figürlerin teknik destek rolünü açıkça ifade eder (Garo 48). Buradaki “Edward” figürü, 1905’teki Joris’in bir öncülü veya o dönemki anarşist ağların bir parçası olarak karşımıza çıkar (Garo 50). Baskın sonrası eylemcilerin bir Fransız gemisiyle Marsilya’ya kaçırılması, Batılı devletlerin bu terör eylemlerine karşı “siyasi suçlu” muamelesi yaparak sunduğu korumanın ilk somut örneğidir (Garo 55). Yavuz’un belirttiği gibi, bu olay Osmanlı Devleti’nin dış politikasında Ermeni sorununun bir “güvenlik krizinden” çok “egemenlik krizine” dönüştüğünü kanıtlamıştır (Yavuz 393). 1896’daki bu cezasızlık ve Avrupa’nın himayesi, Edward Joris gibi genç anarşistler için İstanbul’u hem bir hedef hem de bir operasyon sahası haline getirmiştir.

Edward Joris’in İstanbul’a Gelişi ve Singer Fabrikası Yılları

Edward Joris’s Arrival in Istanbul and the Singer Factory Years

Joris, 1901 yılında İstanbul’a geldiğinde, arkasında Antwerpen’deki Ontwaking dergisinde “Edward Greene” takma adıyla yazdığı radikal makaleleri bırakmıştı (Simons 1614). İstanbul’da dikiş makinesi devi Singer fabrikasında çalışmaya başlaması, ona imparatorluğun her sokağına ve her evine girebilme imkanı tanıyan mükemmel bir paravan sağlamıştır (Simons 1614). Joris, burada sadece makineleri tamir etmekle kalmamış, aynı zamanda Ermeni Devrimci Federasyonu (Taşnak) üyeleriyle derin bağlar kurmuştur (Van Ginderachter 67). Joris, bu süreçte sadece ideolojik bir yandaş değil, aynı zamanda komitacıların teknik danışmanı ve lojistik sorumlusu olarak aktif görev almıştır (SATEMER).

Simons’un biyografisinde belirttiği üzere: “1901’de Joris, bir Alman nakliye şirketinin çalışanı olarak İstanbul’a göç etti; kısa bir süre sonra Singer fabrikasına katıldı” (Simons 1614). Joris’in maaşı 12 altın lira gibi oldukça yüksek bir seviyede olmasına rağmen, o ideolojik olarak Sultan II. Abdülhamid rejimini devirmeyi kafasına koymuştu (Birecikli ve Maden 407). Galata’daki Moravic apartmanındaki dairesi, kısa sürede suikast planlarının yapıldığı, patlayıcıların saklandığı bir cephaneliğe dönüşmüştür (Birecikli ve Maden 407). Simons, Joris’in bu yıllarını “kıtalar ve ideolojiler arasında sıkışmış bir adamın en aktif dönemi” olarak tanımlar (Simons 1615). Marnix Beyen’in aktardığına göre, Joris’in Belçika’daki yakınları onu “sessiz, hayalperest, hatta darda kalmış bir köpeğe yardım edecek kadar yufka yürekli” biri olarak tanımlıyordu (Beyen 5). Belçika medyasında Joris’in bu “zararsız” ve “mavi gözlü” profili, onun bir cani olamayacağına dair kurgulanan söylemin merkezine yerleştirilmiştir (Beyen 11). Ancak gerçekte Joris, İstanbul’daki Alman Postanesi’nde “Jacobs ve Cie” gibi takma isimler kullanarak, Batum’a gönderilecek binlerce tüfeğin sevkiyatı gibi ağır lojistik görevleri yürüten profesyonel bir devrimciydi (Beyen 7).

Bombalı Dikiş Makinesi: Saraya İlk Sızma Girişimi

The Booby-Trapped Sewing Machine: The First Infiltration into the Palace

Edward Joris’in Yıldız Sarayı’na nüfuz etmesi, 1897 Osmanlı-Yunan Savaşı sonrasındaki yardım faaliyetleri sırasında gerçekleşmiştir (Erdoğan 45). Saray hareminin yaralı askerler için dikimevine dönüştürülmesi, Joris için eşsiz bir fırsat yaratmıştır. Büşra Erdoğan’ın tezinde detaylandırıldığı üzere: “Belçikalı Edward Joris aracılığıyla Almanya’dan çok sayıda dikiş makinası alınmıştır” (Erdoğan 45). Joris, makinelerin kurulumu ve bakımı için saraya sık sık gidip gelmeye başlamış, bu süreçte saray personeliyle dostluklar kurmuş ve Sultan’ın güvenini kazanmıştır (Erdoğan 46). Ancak Joris’in asıl niyeti başkadır; Sultan’a hediye ettiği özel süslemeli dikiş makinesinin içine sofistike bir bomba düzeneği yerleştirmiştir (Erdoğan 49). Joris’in bu ilk girişimi, saray güvenliğindeki boşlukları test etmek için yapılan profesyonel bir prova niteliği taşımaktadır (SATEMER).

Erdoğan’a göre, “Sultan Abdülhamid biraz düşündükten sonra bu bombayı buraya dikiş makinasını kendisine hediye eden Belçikalı Edward Joris’in yerleştirdiğini anlar” (Erdoğan 49). Joris’in bu girişimi, saraydaki bir yangın sonrası yapılan incelemelerle ortaya çıkmış ancak o dönemde Joris’e karşı kesin bir kanıt bulunanamamıştır (Erdoğan 49). Joris, bu süreçte saray kalfalarıyla kurduğu rüşvet ağı sayesinde güvenliği aşmayı başarmış ve “içeriden sızma” yönteminde uzmanlaşmıştır (Erdoğan 49).

“Operation Nejuik” ve Cehennem Makinesi’nin Hazırlanışı

“Operation Nejuik” and the Preparation of the Infernal Machine

Dikiş makinesi komplosundan sonra, Taşnak komitesi lideri Kristapor Mikaelyan ile Joris, “Operation Nejuik” kod adlı büyük suikast planını hazırlamaya başladılar (Minassian 53). Mikaelyan’ın Bulgaristan’daki bomba denemesi sırasında ölmesi, Joris’i operasyonun teknik lideri konumuna getirmiştir (Birecikli ve Maden 407). Joris, Cuma selamlığı sırasında Sultan’ın camiden çıkıp arabasına binme süresini kronometreyle bizzat ölçmüştür: “Padişahın camiden çıkıp arabasına gelene kadar geçen süre tam 1 dakika 42 saniyedir” (Birecikli ve Maden 407). Suikastın matematiksel temelini oluşturan bu ölçümle, bombanın patlayacağı an saniyelik bir hesaplama üzerine bina edilmiştir (SATEMER).

Suikast için Viyana’daki Nesseldorfer fabrikasında özel olarak imal edilen ve içinde 100 kilodan fazla melinit tipi patlayıcı bulunan bir araba kullanılmıştır (Deliorman 45). Bu devasa bomba düzeneğine, Avrupa anarşist literatüründe “Machine Infernale” (Cehennem Makinesi) denilmiştir (Birecikli ve Maden 407). Eylemin finansmanı için Siyonist çevrelerden gelen destek de kaynaklarda vurgulanmaktadır; Eroğlu, Sultan’ın Filistin politikasından rahatsız olan çevrelerin Ermeni komitacılarına para yardımı yaptığını belirtir (Eroğlu 88).........

© Turkish Forum