Çok da matah değilsiniz!
Ah şu bizim Antik Yunanlı kör aşık var ya Ömer’imiz (Homeros). Ana tarafından Sakız Adalı (Chios) baba tarafından İzmirli (Smyrna) yani hemen hemen İyonya dolaylarında, antik çağda yaşamış bir kör aşık.
Bizim bu Antik Yunan Uşağı Ömer’in (Yunanlı Helenciler O’na Homeros demişler) işi gücü martavalmış. Zeytinliğe gideyim, çapa yapayım, budama yapayım, ilaç atayım ya da hazır anam Sakız Adalı gidip gelirken iki ağ dökeyim, çapari sereyim, balık tutayım veya sakızlı muhallebi yapıp satayım derdi yokmuş bizim Homeros’un
Ya ne yaparmış bizim İzmir’li Homeros, Halikarnas’tan (Muğla/ Bodrum) başlar, İyonya’yı (Batı Ege) dolaşır, Assos’a, hatta daha yukarıya Dardenellia’ya (Çanakkale) kadar çıkar, şiirler okur destanlar anlatırmış. Antik Çağ dediğin Milattan en az 800 yıl öncesi falan işte. Yani televizyon, internet, kaydır geç, radyo falan yokmuş. Onun yerine köy köy dolaşıp “Arkası Yarın Destanlar” yaparmış bizim Homeros. Tabii gezdiği köylerde iyi misafir edilir, karnı doyurulur, bol bol Lidya sikkesinden bahşiş verilirmiş. Dua etmeyi bilmediğinden de havadan sudan tanrılarla, onların dünya güzeli hatunlarından gizli saklı doğmuş ölümlü kahramanları anlatır dururmuş.
Yani bizim İzmirli Homeros da öyle çok matah bir yazar falan değilmiş.
Monolis’de (Kıbrıs’ın Baf Kazası Civarında bir sahil Köyü) geçen bir üçlü aşk hikayesini “Hamlet” diye yıllarca anlatmış. Helen kafası halen Hamlet izlemeye operalara koşuyor.
O zamanlar Adalar Denizi’nin Anadolu tarafında Çanakkale Boğazı’nın hemen girişinde Hisarlık tepesi ve civarında kurulan bir köy varmış. Köyün Adı (Truva) Troya. Bu Truva’nın o zamanki muhtarı da giyimi kuşamı bir de kafasındaki defne dalı görünümlü teneke tacdan dolayı olsa gerek Kral diye lakap takılan Priamos denen bir........
