menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Yaşayanları itinayla “öldürme”, ölümleri “propaganda” sayma sanatı

24 0
08.10.2026

Katiyen erişime engellenmesi akla bile getirilmeyen -ki getirilmesin- kanallardan birinde, memleketin en önde gelen sivil toplum örgütü olarak gösterilen bir sivil toplum örgütünde yönetici konumunda bulunan bir isim, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay’ın AKP’ye geçişini yorumluyordu gün içerisinde:

“Elbette oy veren seçmenler var, onların durumu ayrı ama onu bir tarafa bırakalım.”

Bir tarafa bırakılan mesele “seçmenlerin tercihi…”

Devam ediyordu uzman:

“Elbette soruşturmalar falan da oluyor, bir tarafa bırakalım.”

Bir tarafa bırakılan diğer “önemsiz” mesele…

Sonra şöyle yorumluyordu Tugay’ın AKP’ye geçişini:

“Çok sayıda belediye başkanı transfer oldu. Demek ki ana muhalefet partisinin iyi yönetilmediğini düşünüyorlar.”

Türkiye’nin gerçeklikle bağı işte bu kadar…

* * *

Elbette arzulanan yorumlama biçimi bu.

Kitlelerin duymasını istedikleri yorumlar bunlar.

Bu nedenle de AKP iktidarı, 24 yıllık uzun iktidar süresinin ikinci yarısından itibaren medyadaki bütün kapıları tutmayı bir yöntem olarak benimsedi.

Dünyadaki örneklerin aksine yazılı basının yerlerde sürünmesi, bir anda kepenk kapatması bundan.

İzlenmeyen onca kanalda, onca programda birbirine benzer isimlerin aynı cümleleri sarf etmesinin bir nedeni var.

* * *

Ancak bu da yetmedi.

Kabul edelim ki yaşadığımız çağda belli bir işin uzmanı olmak çok kolay değil.

Medyayı kontrol edebilmek de özel bir uzmanlık gerektiriyor.

Öyle ya televizyonu var, gazetesi var, radyosu var, sosyal medyası var… Bir sürü açık, bir sürü gedik var.

Nereyi kapatırsanız kapatın, bir yerlerden “kaçak” oluyor.

Bu kaçakları kapatmanın yolu........

© T24