Övgü Zehirlenmesi
Birçok insan övülmekten çok hoşlanır. Bu basit bir karakter meselesi değil, doğrudan insan doğasının bir parçasıdır. Beyin, övgüyü bir ödül olarak algılar.
Birisi sizi takdir ettiğinde vücudunuz dopamin salgılar. Yani övgü, fiziksel bir karşılığı olan bir haz yaratır. Bu yüzden insan, farkında olmadan o hissi tekrar yaşamak ister.
Ancak mesele sadece biyolojik değildir. İnsan sosyal bir varlıktır. Tarih boyunca bir gruba ait olmak, hayatta kalmanın temel şartı oldu. Kabul görmek güvenlik demekti, dışlanmak ise risk. Böyle bakarsak övgü, bir kabul mesajıdır. Bu yüzden içgüdüsel olarak rahatlatır.
Bunun yanında bir de işin kimlik boyutu vardır. İnsan kendini dışarıdan tam olarak göremez. Ne kadar doğru yaptığını, ne kadar yeterli olduğunu çoğu zaman başkalarının tepkisinden anlar. Övgü bu noktada bir tür pusula gibidir. “Doğru yapıyorsun” mesajını verir. Bu yüzden insan, sadece iyi hissetmek için değil, yönünü bulmak için de övgü arar.
İnsanlar övgüyü ne kadar çok severlerse, eleştiriyi de bir o kadar sevmez. Çünkü eleştiri çoğu zaman tehdit gibi algılanır. İnsan bunu yetersizlik mesajı olarak okur.
Özellikle kişi yaptığı işi kendisiyle özdeşleştiriyorsa, eleştiri doğrudan kimliğine yapılmış gibi hisseder. Bu da savunmayı tetikler. Kişi de o noktada kendini korumaya geçer.
Oysa eleştiri bir davranışı ya da ortaya konan bir işi değerlendirip neyin........
