Adalet Bakanı’na mektup: Canlı yayından korkmayın!
Bu köşe Cumhurbaşkanına, Muhalefet Partisi Genel Başkanına, Bakana, mafya liderine, ona buna mektup yazılacak bir köşe değil. Bu köşenin gerçek sahibi okurlardır. Bugün okurumdan özür dilerim. Adalet Bakanı’na siz okurlarımın sabrına sığınarak bir uzun mektup yazma ihtiyacı duydum. O mektubu yazacağım.
Kaderin intikamına bakın!
Hayat sizi nereye getirdi?
Siz bile benim nerdeyse kurulduğundan beri yazı yazdığım SÖZCÜ gazetesine güven duyma noktasına geldiniz. Son toplantınızda SÖZCÜ gazetesi muhabirini de davet edip, “izleyeceğiniz adalet çizgisi hakkındaki görüşlerinizi, halk da öğrensin diye” anlattınız. SÖZCÜ de yapacaklarınızı çok geniş yer vererek yayımladı, okurlarına duyurdu.
Oysa siz SÖZCÜ gazetesini ve yazarı olarak beni ve diğer arkadaşlarımı lekelemek, okurun gözünde ve toplumun önünde bizi itibarsızlaştırmak için 2.5 yıl uğraştınız. Siz mahkemenin başkanıydınız: İçinde benim de bulunduğum SÖZCÜ yazarları, yazı işleri müdürleri ve gazetenin yayımcısını; 2,5 yıl içinde 20 duruşmada yargıladınız.
2019 yılının aralık ayında o zamanki İstanbul Başsavcısı, SÖZCÜ Gazetesinden Burak Akbay (sahibi), Yonca Yücekaleli (muhasebe yöneticisi), Metin Yılmaz (genel yayın yönetmeni), Mustafa Çetin, Yücel Arı (Yazı müdürleri), Gökmen Ulu, Mediha Olgun (muhabirleri) Emin Çölaşan, Necati Doğru (yazarları) hakkında bir iddianame yazdırmıştı. Bu Başsavcıyı, iktidar önce Yargıtay üyesi diye atadı, sonra da Yargıtay’ı asansör gibi kullanıp onu Anayasa Mahkemesi üyeliğine taşıdı. Bu iddianame bizim için; “FETÖ üyesi değiller ama haberleriyle, yazılarıyla ona bilerek ve isteyerek yardımcı olmuşlardır” suçlamasını taşıyordu. Siz, o yıllarda mahkeme başkanı idiniz ve bu iddianameyi ciddiye alarak bizi yargılamayı başladınız.
Duruşmalar sırasında bana savunma sözü verdiğinizde size kaç defa anlattım: “Sayın yargıç bu iddianame iktidarın ittirmesiyle yazılmış. İktidar, muhalefet yapıyor diye SÖZCÜ’yü........
