menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Tepemizde Sarı Sıcak kitabına dair: Sarı sıcağın altında devrimci bir hareket

12 0
16.07.2026

Kimden dinlemiştik? Ali Asker’den mi? Hatırlamıyorum şimdi. “Tepemizde sarı sıcak” diye başlar, “olur mu böyle yaşamak” diye devam ederdi. “Kurtuluş kavgadan geçer” diye de biterdi. Biz o parçayı Halkevine para sağlamak amacıyla bostan çapasına gittiğimizde hep birlikte söylerdik; gençtik bir de tabii. Yevmiyelerimizi bir araya getirir, bir ihtiyacı giderirdik. Gerçekten de tepemizde sarı sıcak olurdu. 

Notabene Yayınları’ndan çıkan kitabın ismi belirlenirken Adana’nın tarifsiz sıcağı mı esin kaynağı oldu yoksa Adana’da devrimcilik yapmanın el yakan, yüreği kora dönüştüren sıcaklığı nedeniyle mi bu isim tercih edildi bilemiyorum. Her ikisi de olabilir. İlkini Adana’ya adım atan herkes bilir; nefes kesen bir sıcaklığı vardır; isim isabetlidir. İkincisinin ne anlama geldiği kitabı okuyunca daha net anlaşılır; isim haddinden fazla isabetlidir.

“Tepemizde sarı sıcak” bir tespittir. “Olur mu böyle yaşamak” itirazdır. “Kurtuluş kavgadan geçer” devrimciliktir. Üçünün birleştiği noktada ‘70’li yılların devrimci halk hareketi Devrimci Yol çıkar karşımıza. İlk selamı burada çakalım: Selam olsun!

Çocukluğumda sık giderdim Adana’ya. Teyzem ve iki halam orada yaşardı. Tabii irili ufaklı pek çok kuzen. Sucuzâde ve Tepebağ gibi yoksul mahallelerde geçerdi günlerimiz. Halamın eşi Hüseyin Enişte şalgam satardı; sinema önünde tablası vardı. Oruç tutardı Hüseyin Enişte. İftara az zaman kala hazırlıklar tamamlanır, bir elinde yanan sigara diğer elinde demli çay, top patlar patlamaz orucunu sigara ve çayla açardı. İyi adamdı. Bizim de memlekette neler olup bittiğiyle yeni yeni ilgilenmeye başladığımız zamanlardı. Duvar yazılarından iz sürerdik. Özellikle Tepebağ duvarlarında faşistlerin yazılarını görür moralimiz bozulurdu. Sadece Tepebağ değil sanki bütün bir kentte faşistler hâkimmiş gibi gelirdi. “Gibi” fazla oldu. Öyleydi. Sivil faşist hareketin en güçlü ve en sert olduğu kentlerden biriydi Adana. Bunun yarattığı kasvet dışında severdim Adana’yı.

Adana’ya ikinci gidişim 2010 yılında oldu, yaklaşık üç sene yaşadım orada.........

© sendika.org