menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

İran ve Türkiye’den devrimci portreler: Mirzâ Kûçek Han ve Bijan Cezani ile Mustafa Suphi ve Mahir Çayan

11 0
25.05.2026

Mirzâ Kûçek Han ve Gilan Hareketi: “İran İranlılarındır”

“Cengeli ülkesinin yeni peygamberi, şu an 38 yaşında. İran’ın kuzeyinde doğmuş olan bu adam etine dolgun ve uzun bir adam. Uzun siyah sakalları, ışıl ışıl parıldayan siyah gözleri, demirden iradesini yansıtan çelikten bir bakışı var. Bilgili bir insan olarak Küçek Han, kendinden geçmiş, züht hayatı yaşayan bir sofu, hayalci bir milliyetçi ve kendi vatanının hürriyeti için mısralar dizen bir şair.” (Marçenko/[Kaynak: Revue du monde musulman [“Müslüman Dünya Eleştiri Dergisi”], Eylül-Aralık 1920, Cilt 40-41, / Akt: İştiraki Dergisi) 

Mirzâ Kûçek Han’ın çocukluğunu ve gençliğini bilenler onun son derece sofu bir yaşam sürdüğünü, dünya nimetlerine hiç önem vermediğini, (“züht hayatı yaşadığını”) özgürlük şiirlerine çok düşkün olduğunu yazıyorlar. İleride bir gerilla lideri olduğunda bunun onları hayrete düşürdüğü, “bu çocuk mu?” dedikleri anlatılıyor. 

Yalçın Küçük, Sırlar isimli kitabında ondan “İran’ın Lenin’i” şeklinde söz edildiğini belirtiyor. O en azından Gilan halkı için Cengeli ormanlarında yaşayan bir Robin Hood idi diyor. 

Kaçarların Avrupa devletleri ile temaslarının artmasıyla İran’da reformist düşünceler aşamalı olarak şekillenmeye başlamış ve bu süreç, meşrutiyetin ilanı ile sonuçlanmıştır. Rusya’da 1905 yılında meydana gelen devrim kısa sürede İran’da da etkisini göstermiştir. Japonların Çarlık Rusya’sını yenilgiye uğrattığı bu tarihten sonra beyaz ve Hıristiyan Rusya’nın Kafkaslar, Ortadoğu ve Asya’daki 100 yıllık egemenliği sona eriyordu. Çin, İran ve Türkiye’deki meşruti hareketlerin bu dönem başlaması tesadüf değil. Çarlık Rusya’sının bu yenilgisinin Doğu halklarında kendine güven duygusunu geliştirdiği muhakkaktır. 

Kafkaslar üzerinden İran’a gelen fikir akımları yenilikçi aydınları etkilemiş, demokrat ve sosyal demokrat düşüncelere sahip gençler özellikle Tahran, Tebriz, Gilan ve Meşhed şehirlerinde sosyal topluluklar kurmuşlar ve meşrutiyet yönetimine geçilmesi için mücadele etmişlerdir. Meşrutiyet sürecinde karışıklıkların baş gösterdiği bir dönemde Mirzâ Kûçek Han bir özgürlük yanlısı olarak ortaya çıkmıştır. Mirzâ Kûçek Han 1905 yılında Tahran’daki eğitimini yarıda keserek Gilan’da özgürlük mücadelesine katılmıştır. 

50 yıl hüküm süren Kaçar hanedanı Nâsıruddîn Şah’ın (1848-1896) saltanatı süresince İngiltere ve Rusya başta olmak üzere yabancı ülkelere verdiği imtiyazlar, halkın içerisine düştüğü siyasi, sosyal ve ekonomik sıkıntılar, baskıcı Şah rejiminin yerine meşrutiyet yönetimine geçiş adımlarını hızlandırır. 

Şii din adamları ile işbirliği hâlinde bulunan meşruti muhalefet bu dönemde direnişini iyice arttırmıştır. İran halkının meşrutiyet isteği genellikle 1885-1895 yılları arasında İngiliz nüfuzunun artması ve imtiyazların yoğun olarak verildiği bir dönemde milli bir hareket olarak ortaya çıkmıştır. 

Cengel Hareketi, İran Meşrutiyet Hareketi’nden sonra 1914 yılında kurulmuş ilk partizan hareketlerden olmuş ve yedi yıl sürmüştür. 1921’de Kaçar hanedanlığını bir darbeyle indirip geçiş döneminin ardından 1925 yılında iktidara gelen Şah Rıza Pehlevi’yi (1878-1944) iktidara taşıyan en önemli başarısı Cengeli hareketini yok etmesi olmuştur. 

“Ormanın devrimci çocukları” Cengeliler ve onların önce Müslüman sonra, devrimci milliyetçi ve sonunda sosyalist lideri Mirzâ Kûçek Han’ın yüz yıllık direniş mirası bugün İslami rejimle yönetilen İran’ın kuzeyinde halen tüm canlılığıyla yaşıyor… 

Elbruz Dağları ile Hazar Denizi arasındaki bölgede yükselen Gilan’ın masalsı dağları ve İran’ın ilk komünist devletine başkentlik yapan Reşt kentinin sokaklarından halen Mirzâ Kûçek Han’ın ve Cengelilerin anıları tüm canlılığı ile yaşıyor. 

İngilizce’de tropik orman anlamında kullanılan “Jungle” kelimesi, Sanskritçe “Cangala”da yabani, ekime uygun olmayan araziyi tanımlıyor. İran’da ise orman “Cangıl” ya da “Cengel” olarak kullanılıyor. 

1920 yılında Mirzâ Kûçek Han Hareketi’nin programı şöyledir: 

“İran, İranlılarındır ve toprak işleyenindir.” 

“Dışarıda İngilizlere ölüm ve içeride yaşasın yoksullar.” 

 İran-Türkiye yakınlaşmasını istemektedir. 

Tahran’da Şah’ı sadakatle destekleyen ve eski Rus rejimince kurulmuş olan Kazak tugayı lağvedilecektir. 

Şah’ın değiştirilmesi ve meşrutiyete geçişi sağlanacaktır. 

Haziran 1920’de Sovyet yetkililerle işbirliği anlaşması yapan Mirzâ Kûçek Han; partisinin ismini, Mustafa Suphi ile hemen hemen aynı tarihlerde (TKP’den üç ay önce) Adalet Partisi’nden İran Komünist Partisi (Fırka-i Komünist-i İran) olarak değiştiriyordu. TKP’nin kurulduğu Bakü ile İran Komünist Fırkası’nın kurulduğu Gilan eyaletinin arası sadece 260 kilometredir. Cengeli Ormanlarının bir yarısı Azerbaycan’da, diğer yarısı İran’dadır. TKP ve İran Komünist Partisi aynı coğrafyada hemen hemen aynı tarihlerde kurulmuşlardır. Ve her ikisi de önce Sovyet desteği almış sonra Sovyetlerin İngilizlerle yaptığı ticaret anlaşması sonrası yalnız bırakılarak benzer bir kaderi paylaşmışlardır. Sovyetler için Mustafa Kemal ve Albay Rıza Han Mirzâ ve Suphi’den daha öncelikli hale gelmiştir. Mustafa Suphi ile Mirzâ Kûçek Han’ın Cengeli Ormanlarında buluşmasından Mete Tunçay’ın “Türkiye’de Sol Akımlar” kitabında bahsedilmektedir. Önemli bir tarihsel olgu olarak üzerinde yeterince durulmayan bir ayrıntı olduğunu söylememiz gerekiyor. Keza Kûçek Han 1918’de, Türkiye’yle mücadele içerisinde olan İngilizlere karşı, İran’ın kuzeyinde yeni bir cephe açmayı ve İngilizleri İran sınırından kovup Afganistan ve Hindistan’a dek uzaklaştırmayı düşünüyordu. Suphi ile buluşmasının temel konularından biri bu olsa gerektir. 

Parti, farklı milliyetlerden ve düşüncelerden olsalar da tüm antiemperyalist görüşleri bir arada toplanmıştı. Multi-etnik bir gerilla hareketiydi. 4 Haziran 1920 tarihinde merkezi Reşt şehri olmak üzere ‘İran Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti’ ilan edilmişti. “Gilan Sovyet Cumhuriyeti” olarak geçen bu yeni oluşumun resmi adı “Pers Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti’ydi ve Kûçek Han, hemen Lenin’e çektiği telgrafı da, “Reşt kentinde ilan edilen İran Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti Başkanı Mirzâ Kûçek” olarak imzalıyordu. 

Mirzâ Kûçek Han, parti içindeki farklı fraksiyonlardan biri olan İhsanullah’ın yaptığı üstü örtülü darbenin ardından görevini bırakarak tekrar gerilla hareketinin başına, ormanlık alana döner. 

Ortadoğu ve Kafkaslardaki İngiliz-Rus nüfuz rekabeti, Mart 1921’de Sovyetlerin İngilizlerle yaptığı ticaret anlaşması ile sona ermiştir. Bu anlaşma bir tür sömürgeler enternasyonali olan Doğu Halkları Kurultayı’nın da bir daha toplanmasını imkânsız kılmıştır. Doğu Halkları Kurultayı, daha en başında Sovyetler tarafından İngilizlere verilmiş bir gözdağı idi, sömürgelerinin kurtuluşu için enternasyonal adını hak edecek ciddi bir örgütlenme değildi, bugün bu çok daha açık görülüyor. 

Rusya anlaşmadan sonraki dönemde, Gilan gibi daha önce komünizmin gelişmesi adına desteklediği hareketleri yalnız bırakmıştır. Mustafa Suphi’nin katledilmesinden sonra TC hükümetini kınamamıştır bile! Sessiz kalmıştır. 

Kızıl Ordu birlikleri, 8 Eylül 1921’de Lenin‘in emriyle çekilirler. Yalçın Küçük Lenin’in bu emri çok zor verdiğini yazmaktadır. Bu durum, Mirzâ Kûçek Han’ın başında bulunduğu gerillaların moralini bozar. Gerek güç yönünden gerekse moral yönünden zayıflayan Mirzâ Kûçek Han birlikleri, bölgelerini tutamazlar. 

Kafkas bölgesinin dikkatli araştırmacısı Firuz Kazımzade Londra’da görüşmeler devam ederken, Londra’nın Moskova’ya Asya’da devrimci faaliyeti durdurmadan ve öncelikle İran’dan kuvvetlerini çekmeden ticaretin mümkün olmadığını ısrarla açıkladığını yazmaktadır. Bunun Lenin’i, Gilan’daki Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti desteklemekle Büyük Britanya’yla ilişkilerin normalizasyonu ikilemi karşısında bıraktığını eklemektedir. (Yalçın Küçük/Sırlar) 

Kafkas bölgesinin dikkatli araştırmacısı Firuz Kazımzade Londra’da görüşmeler devam ederken, Londra’nın Moskova’ya Asya’da devrimci faaliyeti durdurmadan ve öncelikle İran’dan kuvvetlerini çekmeden ticaretin mümkün olmadığını ısrarla açıkladığını yazmaktadır. Bunun Lenin’i, Gilan’daki Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti desteklemekle Büyük Britanya’yla ilişkilerin normalizasyonu ikilemi karşısında bıraktığını eklemektedir. (Yalçın Küçük/Sırlar) 

Sovyetlerin, SSCB’nin içeride NEP’e hazırlık yaptığı bir dönemde 1920’de Doğu Komünist Partileri içinde, kendi ülkelerinde komünizan düzenler kurmak isteyen liderlikleri tasfiyeye başladıklarını kabul etmek zorundayız. 

Mirzâ Kûçek Han, Albay Rıza Han (henüz Şah olmamıştır) birliklerine teslim olmaz. Cengeli içlerine doğru kaçar. Onu bulduklarında, soğuktan donmuştur. Kafası kesilir ve Tahran sokaklarına götürülerek halka teşhir edilir. 

Albay Rıza Han, 1921 sonuna gelindiğinde bölgeye ve tüm İran’a hâkim olurken; Gilan Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti’nin tüm üst düzey yöneticilerini öldürür. 

Mirzâ Kûçek Han’ın faaliyetleri iki dönemi kapsamaktadır. Birinci dönem faaliyetleri, Cengel Hareketi’nin 1914 yılında kuruluşundan itibaren Kızılordu kuvvetlerinin Nisan 1920’de Gilan’a girişine kadar olan dönemi kapsamaktadır. Cengel Hareketi, birinci dönemdeki mücadelesini I. Dünya Savaşı boyunca İttihâd-ı İslâm bayrağı altında Ruslar ve İngilizlere karşı mücadele ile yürütmüştür. I. Dünya Savaşı döneminde Osmanlı Devleti ve Almanya gibi ülkeler........

© sendika.org