menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Üretimin Gücü, Finansmanın Yükü

19 0
29.06.2026

İSO 500’ün anlattığı hikâye, Türkiye sanayisinin üretim kapasitesinden çok, ürettiği değeri koruma mücadelesini gösteriyor.

Ekonomi bazen tek bir veriye fazla anlam yüklemeyi sever.

Bir hafta büyüme rakamlarını konuşuruz. Başka bir hafta enflasyonu. Sonra faizleri, ardından ihracatı…

Oysa bir ülkenin ekonomik yönünü anlamak için tek tek rakamlara değil, rakamların birbirine nasıl bağlandığına bakmak gerekir.

17 Haziran’da İSO 500 açıklandı. Ardından 26 Haziran’da Türkiye İhracatçılar Meclisi ihracatın şampiyonlarını Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın teşrifleriyle düzenlenen törende kamuoyuyla buluşturdu. Böylece peş peşe iki önemli fotoğraf çıktı karşımıza.

Biri sanayi, diğeri ihracat verisi, ancak bana göre ikisi de aynı hikâyenin iki ayrı bölümü.

Biri Türkiye’nin nasıl ürettiğini gösteriyor.

Diğeri ise ürettiğini dünyaya nasıl sattığını…

Bu nedenle bu hafta birbirini takip eden köşe yazılarım ile bir seri oluşturacağım: “Türkiye’nin Üretim Hikayesi”.

Çünkü İSO 500’ü, ihracatın şampiyonlarını ve Türkiye’nin yeni üretim-ihracat vizyonunu birlikte değerlendirmek istiyorum.

Çünkü bugün Türkiye ekonomisini yalnızca sanayi rakamlarıyla ya da yalnızca ihracat performansıyla okumanın eksik kaldığını düşünüyorum.

Asıl mesele, üretimin ihracata; ihracatın ise sürdürülebilir büyümeye nasıl dönüştüğünü görebilmektir.

Bugünkü yazıma, İSO 500’ün anlattığı tabloya bakarak başlayalım:

İlk bakışta tablo oldukça olumlu görünüyor. Ancak bu tabloyu asıl ilginç kılan, rakamların kendisi değil, birbirleriyle kurduğu ilişki.

Türkiye’nin en büyük 500 sanayi kuruluşunun........

© Para Borsa