Türkiye’nin Yeni Güç Tanımı
Ankara’da iki gün boyunca yalnızca liderler konuşmadı.
Bir ülkenin yıllardır biriktirdiği imkânlar da konuştu.
Masadaki dosyalardan önce devlet hafızası…
Konuşma metinlerinden önce diplomasi dili…
Ve uzun yıllar başkalarından temin etmeye çalıştığımız teknolojileri bugün kendi mühendislerimizle üretebilmenin verdiği özgüven…
NATO Liderler Zirvesi’ni izlerken benim gördüğüm buydu.
Ankara’da yalnızca bir ittifakın geleceği tartışılmadı.
Türkiye’nin yeni güç tanımı da dünyanın önüne konuldu.
Bu güç, artık sadece asker sayısıyla ya da coğrafi konumla açıklanabilecek bir güç değil.
Türkiye’nin bugünkü gücü; diplomasiyi, savunma kapasitesini, üretim kabiliyetini, kültürel hafızayı ve siyasi iradeyi aynı fotoğrafın içinde buluşturabilmesinden geliyor.
Türkiye bir dönem NATO içinde daha çok bulunduğu coğrafya üzerinden tarif edilirdi.
İttifakın güneydoğu kanadıydık.
Karadeniz’e açılan kapıydık.
Boğazları kontrol ediyorduk.
Bunların hiçbiri önemini kaybetmiş değil elbette.
Ancak artık masaya yalnızca coğrafyamızı koymuyoruz.
Diplomatik kapasitemizi de koyuyoruz.
Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın dünya liderleriyle kurduğu doğrudan ilişki, Türkiye’nin hareket alanını genişleten en önemli unsurlardan biri hâline gelmiş durumda.
Türkiye bugün Rusya’yla da konuşabiliyor, Ukrayna’yla da…
Amerika’yla da, Avrupa’yla da…
İran’la, Körfez ülkeleriyle, Afrika’yla ve Türk dünyasıyla aynı anda temas kurabiliyor.
Her konuda herkesle aynı düşünmüyor.
Ancak kriz anlarında konuşma kanallarını açık tutabiliyor.
Diplomasi başarısı, bütün tarafları memnun etmek değildir. Ülkenizin çıkarlarını korurken ihtiyaç duyulan, sözü dinlenen ve masada yeri........
