Enerji Bakanı Odatv’ye anlattı: Faturalar değişiyor
Türkiye İnternet Gazetecileri Birliği (TİGAD) Genel Başkanı Okan Geçgel aradı: “Zonguldak Filyos’a gidiyoruz. Odatv de davetli. Osman Gazi Yüzer Üretim Platformu’nun yola çıkma töreni olacak. Sevdiğin bir slogan seni bekliyor…”
Okan Bey’in işaret ettiği sloganı bir süredir Hükümet’in çeşitli faaliyetlerinde ve Cumhurbaşkanı’nın söylemlerinde duyuyorduk. O slogan Filyos girişindeki pankartta bizi karşıladı: “Hedef: Enerjide Tam Bağımsız Türkiye”
Osman Gazi Yüzer Üretim Platformu’nun önündeyiz. 3 futbol sahası uzunluğundaki platforma dikkatle bakıyoruz. Uzunluğu 298,5 metre, genişliği 56 metre. Derinliği 29,5 metre.
Gazetecilik refleksi; İzleyenleri incelemeye başladık:
Mühendisler, Osman Gazi’nin belirli alanlarına, sanki büyüteç tutmuş gibi bakıp aralarında değerlendirmeler yapıyor.
Alanda işçiler çoğunlukta. Başarılı olmanın getirdiği özgüvenle adeta “Sorun da anlatalım eserimizi” dercesine, tebessümle bakıyorlar bize. Fotoğraf çekiliyorlar. Şakalaşıyorlar. Yüzler gülüyor. Alanda kırmızı mont dağıtılıyor. Herkes kırmızı, gemi kırmızı, pankartlar kırmızı…
Hızlı, kısa, etkili bir tören ve Osman Gazi denize açıldı… O anda çoğu kişinin gözleri buğulandı.
Odatv’de törenle ilgili ayrıntıları hızla yayınlamıştık.
Bu yazımızda Enerji Bakanı Alparslan Bayraktar’la törenden hemen sonraki buluşmamızdan ayrıntıları aktaracağız.
Önce şu bilgileri kaydedelim:
7 BİN KİŞİNİN EMEĞİ VAR
Platformun üstyapısında toplam 21 ayrı tesis var. 11 tesis yeni inşa edildi. Bunlardan 7’si Türkiye’de, 4’ü ise yurt dışında üretildi. 10 tesis ise Sakarya Gaz Sahası özelliklerine uygun şekilde modifiye edilip platforma entegre edildi. Yani gemi adeta yeniden inşa edildi. Uzaktan bakınca geminin üstüne birkaç tane apartman yapmışlar gibi görünüyor. Devasa bir sistem. Bu süreçte toplam 7 bin kişinin emeği var.
"ALEV KULESİ'NDE YÜREĞİMİZ AĞZIMIZA GELDİ"
En zor an hangisiydi diye sorduğumuzda “Alev kulesi” yanıtını aldık. 96 metre yüksekliğinde, yaklaşık 65 metrekare taban alanına sahip ve 260 ton ağırlığındaki alev kulesi, platformdaki yerine yerleştirilirken “hepimizin yüreği ağzındaydı” diyor bir mühendis.
140 KİŞİYLE YOLA ÇIKTI... 20 YIL AYNI YERDE
Osman Gazi 140 kişiyle yola çıktı. 20 yıl boyunca belirlenen lokasyonda görev yapacak. Osman Gazi, karadan yaklaşık 170 kilometre uzaklıkta adeta bir fabrika gibi çalışarak işlenen doğal gazı, kullanıma hazır olarak ulusal şebekeye iletecek. Personel 28 günde bir karaya gelip mesaiyi devredecek.
Osman Gazi, Sakarya Gaz Sahası’nda mevcutta günlük 9,5 milyon metreküp olan üretimi iki katına yani 20 milyon metreküpe çıkaracak. Halihazırda 4 milyon hane yerli doğal gazı kullanırken Osman Gazi'nin devreye girmesiyle birlikte toplam 8 milyon hanenin doğal gaz ihtiyacı Karadeniz’den karşılanacak.
Osman Gazi denize açıldıktan sonra Enerji Bakanı Alparslan Bayraktar’yla buluştuk. Bakan’la altı ay önce İstanbul’da söyleşi için buluşmuştuk. O güne göre çok daha özgüvenli ve rahattı. O görüşmede emekçilerin hakkını vermeyen maden şirketleri hakkındaki sorularımıza şaşırtıcı derecede açık ve net yanıt vermişti.
Bayraktar, basın salonuna gelir gelmez meslektaşlarımızla birlikte soru yağmuruna başladık:
"5 KASIM'DA AÇIKLAYACAĞIZ"
- 2040 Enerji Mimarisi. Hangi değişiklikleri getirecek?
- Bayraktar: 5 Kasım'da inşallah büyük bir lansman yapmayı planlıyoruz. Çünkü “Milli Enerji 2040” adını verdiğimiz bu yeni enerji mimarisinde çok önemli değişiklikler var, çok önemli şeyler önereceğiz. Tabii onun nihai hedefi, noktası Türkiye'nin enerjideki dışa bağımlılığını bitirmek. Yani enerji bağımsızlığı için neler yapıyoruz? Ama çok kapsamlı bir şey çalışıyoruz. Yani hani böyle açık bulunacak bir şey olmayacak. Hani "bu nasıl olacak, işte efendim şu rakamlar nereden geldi", bunların hepsini toparlayarak bir şey yapacağız yani.
1 MİLYON VARİL ÜRETİM HEDEFİ
- Enerji rezervlerimiz ne durumda ve biz ne zaman bağımlı olmaktan kurtulacağız, artı hatta ihracat yapabilecek miyiz? Çalışmalarınız vatandaşlara nasıl yansıyacak.
- Bayraktar: Şu anda yaklaşık 300.000 varil petrol ve doğal gaz üretiyoruz. Tabii soru şu: bizim ne kadar ihtiyacımız var, ne kadar kullanıyoruz derseniz, Türkiye'nin günlük kullanımı yaklaşık 2 milyon varil. Yani biz daha çok gidecek yolumuz var. Önümüzde net gözüken hedef, bu üçüncü faz ile beraber, yani bu yüzer üretim platformunu gördünüz, bundan inşallah önümüzdeki yıl veya 2028'in başında ikincisini göreceksiniz. O gelecek ve onunla beraber üçüncü fazda biz üretimimizi, bugünkü üretimi 4 katına çıkaracağız. Toplam bu 300.000 varil, 550.000 varil olacak. Hâlâ 2 milyon varile daha çok yolumuz var. Ben Türkiye Petrollerini 1 milyon varil günde petrol ve doğal gaz üreten bir şirket haline getirmeyi hedefliyorum. 1 milyon varil günde petrol ve doğal gaz üretir hale getirmemiz lazım. İlk yakın hedefimiz bu. Dolayısıyla ne demek istiyorum? Yani yüzde 50 aslında dışa bağımlılığımızı petrol ve doğal gazda aşağı getirmiş olacağız. İnşallah 2040 planımızı açıkladığımızda orada 2040 hedefimizi göreceksiniz. Ama bu tabii böyle hani çok kolay bir şey değil yani 1 milyon varile gitmek. Bugün 300.000 varili, 280.000 varili 550'ye çıkarmak, yeni keşifler lazım.
GABAR’DA VE KARADENİZ’DE ÜRETİM
- Yeni keşifler yani böyle sadece Gabar'dan ayrı...
- Bayraktar: Yeni keşifler lazım. İki, bizim yurt dışında daha aktif bir süreci işletiyoruz. İşte Kerkük'te Türkiye Petrolleri Kerkük petrollerine ortak oldu biliyorsunuz. Yani ortaklıklar yoluyla hem mevcut üreten sahalarda, inşallah Libya'yla ilgili çok yoğun bir çalışma, mesai yürütüyoruz, onunla ilgili yeni haberler verebiliriz. İşte Somali gibi tamamen yeni sahalarda kendi keşfetmeye çalıştığımız çabalar var. Pakistan'da yakın zamanda sismik çalışmaya başlıyoruz.
Bir taraftan da Türkiye'de tabii Mavi Vatan’da çalışıyoruz. Bizim Karadeniz'de 5 tane gemimiz var. Bir tanesini burada gördünüz ama diğer 4 gemi şu anda aktif olarak çalışıyor. Bu gemilerimiz esas itibarıyla Sakarya Gaz Sahası'ndaki o üretimi artırmak için çalışıyorlar. Yani yüzer üretim platformuna gittik ama yüzer üretim platformu şunu yapacak: aşağıda 10 tane kuyu kazılmış durumda, sondaj yapılmış. O kuyuların üretime hazır halde, onları yukarıyla irtibatlandıracağız, platforma bağlayacağız onları önümüzdeki birkaç haftada ve ondan sonra da orada işleyip o gazı borularla karaya göndereceğiz. Yani bir taraftan da bizim mevcut rezervlerimizi çalışmamız lazım. Ama bir gemimiz Karadeniz'de yeni sondajlar, yeni keşifler için çalışıyor. Bir müjde gelir mi? İnşallah. Ümitvar olduğumuz bir yeri kazıyoruz, sondaj yapıyoruz. Sismik çalışmalar sonrasında işte teknik çalışmaları arkadaşlarımız yapıyorlar ve ondan sonra da diyorlar ki "burada bir şey olabilir, hadi buraya sondaj yapalım."
Dolayısıyla Karadeniz'den olumlu, müspet haberler gelebilir, müjdeler gelebilir. Diyarbakır'da biliyorsunuz, inşallah bu sene yatay sondaja başlıyoruz. Orada daha farklı bir yöntemle, bu çatlatma yöntemiyle ve yatay sondajla Diyarbakır Bismil'in kuzeyinde petrol arıyoruz. Kayaların içerisine sıkışmış bu kaya gazı diye duyduğunuz, aynı zamanda kaya petrolü diye de bir şey var, bu aramaları yapıyoruz.
Gabar'ı hani bitirdik, Gabar tamam artık üretimini yapıyor, işte 85.000 varil filan değil; Biz Gabar'da yeni keşifler için çalışıyoruz ve inşallah Gabar'dan, yeni bir müjde gelebilir. Ve Gabar'da bizim hedefimiz 100.000 varil gündü, belki bunun ötesine geçebilir miyiz? İnşallah onun ötesine geçecek, yani Gabar'ı 100.000 varilin üzerine çıkarmayı hedefliyoruz. Dolayısıyla yani hem bir taraftan yeni keşifler, mevcut bulduğumuz rezervler, bunlarla beraber yurtdışındaki operasyonlarımızla beraber bu dışa bağımlılığı bitirmeye çalışıyoruz.
- Petrol ve doğal gaz tamam da Sayın Bakanım, bu bor madenimiz de var aslında. Bu bor madenimizle şu anda işte Türkiye… s'ünü.. hazinemiz var. Bununla ilgili nasıl bir çalışmalar var son dönemlerde?
Bayraktar: Bor madeni dünyada ne kadar satılıyor biliyor musun? 4 milyon ton satılıyor. Bütün dünya pazarı.
- Yüzde 70’i Türkiye’de.
- Bayraktar: Rezerv olarak öyle de satışta da e pazar payı bizde. Yani biz 2.6-2.7 milyon ton satıyoruz. Hani bütün dünyaya biz satsak bunu, ki o da mümkün olmayabilir yani çünkü başka ülkelerde de üretiliyor. Toplam 4 milyon tonluk bir pazarı var bu işin. Maalesef bu 14 milyon ton değil, keşke olsa.
Dolayısıyla yani bor'da bizi sınırlandıran öyle bir şey var. Ama buna rağmen satışlarımız artıyor, satış fiyatlarımız artıyor. Bu sene bir rekor yılı olur 2026. Yaklaşık 1.5 milyar dolarlık bir ihracat rakamına ulaşıyoruz. Ama bor'un kullanım anlamında şu anda dünyadaki kullanılan yerlerde 4 milyon tonluk bir pazarı var. Ama biz işte ne yapıyoruz? Boru daha katma değerli hale getirip, işte bor karbüre dönüştürelim. Yani 1000 ton bor karbür satıyorsun, öbür tarafta on binlerce ton satıp kazanacağın parayı kazanabilirsin. Yani katma değerli madencilikle inşallah onu geliştirmeye gayret ediyoruz.
ELEKTRİKLEŞMEDE SON DURUM
- Ekolojik güvenlik de önemli. Burada da deniz tabanındaki yaşamın etkilenmesi ya da hava kirliliği veya metan gazı sızıntısıyla ilgili aldığınız tedbirler var mı? Karadeniz gazı, LNG yatırımları, uluslararası boru hattı değerlendirilmesi kapsamında Türkiye'nin kendi ihtiyacını karşıladığı noktada, acaba uluslararası boyutta da Türkiye'nin bir bölgesel gaz merkezi haline dönüşmesi mümkün mü? Bu ne zaman olabilir? Böyle bir, biz bunu hayal edebilir miyiz yakın tarihte, diye sormak istedim.
- Bayraktar: Çevre konusunu gündeme getirdiniz, önemli. Çünkü zaten COP31'e şurada sayılı günler kaldı. Ve bizim bahsettiğim o 2040 vizyonunu açıklamayı özellikle COP öncesi yapmaktaki gayemiz şu: Şimdi COP'ta Türkiye çok iddialı bir şey söyleyecek ve herkese söyletmeye çalışacak, onu kabul ettirebilecek miyiz onu bilmiyorum.
O da şu: 2035'te dünyaya şunu öneriyoruz, 5 elektrikleşmeyi öneriyoruz. Yani elektrikleşme ne demek? Ekonominin tüm alanlarında, işte binalarda, sanayide, ulaştırmada, tarımda, ne aklınıza geliyorsa daha çok elektrik kullanımı anlamına geliyor bu. Dolayısıyla bunu önerecek Türkiye.
Çok önemli bir hedef, eğer iklim değişikliğiyle mücadele edeceksek. Şimdi benim COP başlamadan 4-5 gün önce bunu yapmaktaki gayem şu: Şimdi Türkiye bir taraftan da diyor ki, artık hani 'all talk no action'ı geçelim kardeşim.
Sadece konuşuyoruz, aksiyon yok. Artık aksiyona geçme zamanı. Yani dünya da eğer gerçekten küresel ısınmayla ve çevreyle alakalı samimiyse artık bir şey yapmak zorundayız. Çünkü zaman gittikçe daralıyor. Yani bu 1.5 hedefi, 2 derece hedefi hayal olmaya başlıyor gibi.
Dolayısıyla şimdi gelinen nokta, Türkiye'nin bu anlamda ne yapacağını ki en büyük yük bize düşüyor çünkü emisyonların u'inden enerji piyasası sorumlu. Yani enerji kaynaklı emisyon. Dolayısıyla biz COP'a giderken açıklayacağımız enerji planı aslında Türkiye'nin bir arz güvenliğini nasıl sağlayacağız?
Mesela 2040, sana bir tane rakam vereyim, bugün Türkiye'de kişi başı elektrik tüketiminin iki katına çıkacağını öngörüyoruz. Çok ciddi bir rakam yani. Dolayısıyla bu aslında emisyonların artması anlamına geliyor. Ve biz bir taraftan da elektrikleşmeyi işin merkezine koymuş oluyoruz. İşte araçlarda şuraya gideceğiz diyoruz. Yenilenebilir enerjide çok büyük hedeflerimiz var. Yani dediğim gibi arz güvenliği...
İki, işte dışa bağımlılığı düşürmek. 2040'taki rakamı göreceksiniz. Yani 2040'ta Türkiye enerjide ne kadar kendi kendine yeten bir ülke olacak, onu açıklayacağız bu programda.
Üç, Türkiye'nin 2053 Cumhurbaşkanımızın 2053'te Türkiye karbon nötr bir ekonomi olacak hedefi. Ben size söyleyeyim hepsinden daha zor bir hedef. En zor iş bu. Çünkü bu ekonominin tümüyle değişmesi demek. Ve Türkiye bir taraftan da bunu ekonomiyi büyüterek yapacak. Niye doğal gaza yatırım yapıyoruz?
2002'de 5 ilde olan doğal gazın bugün 81 il ve bu sene 1000'inci yerleşim yerine doğal gazı götüreceğiz. Gittiğimiz Anadolu'da, hani vatandaşın içindeyiz dediniz ya, vatandaşın benden en büyük talebi ne söyleyeyim size: "Bakanım bizim köye doğal gaz getirin." Çünkü nüfus yaşlanıyor. Yaşlı nüfus için daha konforlu bir yakıta ihtiyaç var. Veya genç nüfus artık "Ben şehre gitmek istiyorum. Çünkü şehirde doğal gazlı evde yaşamak istiyorum" diyor. Tamam mı? O nüfusu köyde tutabilmek için, kırsalda tutabilmek için doğal gaza ihtiyaç var. Doğal gaz hem elektrik üretirken kömüre göre daha az emisyon salınımı var. Hem işte efendim şehirlerimizdeki ısınma için, pişirme amaçlı... Dolayısıyla biz doğal gazı çok önemli bir geçiş yakıtı olarak görüyoruz. Yani biz 2053 hedefine doğal gaza daha çok ihtiyaç duyarak giriyoruz. Elbette ki nihai nokta değil doğal gaz. Bize göre nihai nokta........
