Kriz Derinleşiyor, Bedeli Kim Ödüyor?
Yeni hafta, yeni umutlar diye başladık ama hepimiz özellikle siyasi arenada sert karşılaşmalar olacağını biliyorduk. Ana gündem haftalardır aynı: CHP’nin mutlak butlanlı günleri…
Grup toplantısında kürsüde kim olacak? sorusunun cevabını nefeslerimizi tutup bekledik.
Özgür Özel Meclis’te, Kemal Kılıçdaroğlu Genel Merkez’de konuştu.
Öncesinde Meclis’in Dikmen Kapısı’nda gerginlik ve arbede yaşandı.
Yani, CHP’de iki ayrı grup toplantısı yapıldı.
Özel, “Darbecileri püskürttük.” derken;
Kılıçdaroğlu yine “arınma” vurgusu yaptı ve ihraç kartını çekti.
Özel’e yakın 9 vekilin ihracı istendi.
Başarır ve Günaydın’ın grup başkanvekillikleri düşürüldü.
İsimleri ihraç listesinde yer alıyordu.
Yanıt istifalarla verildi.
Özel’e yakın Parti Meclisi üyelerinin 27’si artık yok.
Bu olağanüstü kurultay hamlesi.
Ama düğüm çözülemedi.
CHP’de neler tüzüğe uygun, hangi kararlar doğrultusunda bazı adımlar atılıyor, hukuki çerçeve nasıl çiziliyor? Yaptırım kime göre, neye göre değişiyor? Herkes kendi bakış açısıyla değerlendirmelerde bulunuyor.
AYM eski Başkanı Haşim Kılıç’tan da butlan tepkisi geldi.
Kurduğu cümleler çarpıcı: “Artık hiçbir tepki güvende değil, karar parti kapatmaktan daha tehlikeli, YSK görevine sahip çıkmalıydı.”
Başkaca meselelerimiz de oldu elbette. Mesela süreçle ilgili gelişme beklerken;
iktidardan “anayasa değişikliğini referandumla yapacağız” çıkışı geldi.
Hafta boyunca; Silivri’de İBB davaları görüldü.
Medya AŞ Genel Müdürü Fatoş Pınar Türker’in sözleri gündeme bomba gibi düştü.
Gözaltında çıplak arama yapıldığı ve çocukları üzerinden tehdit edildiği iddiasında bulundu.
İçişleri Bakanlığı soruşturma başlattı.
Dünyanın gündemi de bir türlü değişmiyor. Masada ateşkes varken; sahada füzeler uçtu.
Önce, İran ve İsrail birbirini vurdu.
Ardından ABD, İran’a saldırdı.
İran, Hürmüz Boğazı’nı yine kapattı.
Yansıması, altının dibi görmesi oldu.
Yarın barış imzalarının atılacağı iddia........
