AYARINI BOZDUĞUN KANTAR GÜN GELİR SENİ DE TARTAR
AYARINI BOZDUĞUN KANTAR GÜN GELİR SENİ DE TARTAR
İnsan topluluklarının nizamını, devletlerin varlık sebebini ve medeniyetlerin kalıcılığını belirleyen en temel mihenk taşı hiç şüphesiz adalettir. Bu nizamın fiziksel ve simgesel karşılığı ise kantar, yani terazidir. Kantar; hakkın, hukukun, liyakatin ve ölçünün cisimleşmiş halidir. Ancak kantarın varlığı kadar, onun ne kadar adil tarttığı, ayarının kimin elinde korunduğu da hayati bir meseledir. Çünkü kantarın ayarıyla oynamak, yalnızca bugünün barışını değil, yarının emniyetini de ateşe atmaktır.
Günlük siyasi hırslar, kısa vadeli çıkarlar veya mutlak iktidar hırsıyla hareket edenler, ellerine geçirdikleri yetkiyi bir kantar sapı bilerek tartıyı kendi lehlerine bükmeye başladıklarında, aslında kendi elleriyle kazacakları hüsranın hücresinin temellerini atarlar. Halk arasında maziden günümüze süzülüp gelen o çarpıcı ifade ne kadar da manidardır: “Ayarını bozduğun kantar gün gelir seni de tartar.” Bu cümle, sıradan bir halk deyişinin çok ötesinde, hem siyaset felsefesinin hem de sosyolojinin en sert gerçekliğini yüzümüze çarpan tarihsel bir yasadır.
Güç, insanoğlunun imtihan sahnesindeki en tehlikeli cazibe merkezidir. Sınırsız ve denetimsiz yetkiyle buluşan akıl, bir süre sonra kendi koyduğu kuralların bile üstünde olduğuna inanmaya başlar. Mütegallibe zihniyeti olarak adlandırılan bu zorba karakter, hukuku bir toplumsal sözleşme aracı değil, rakiplerini ezip geçeceği bir kılıç veya kendi çıkarlarını tahkim........
