menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

MARKSİST MÜSLÜMAN OLMAZ!

64 0
11.09.2026

MARKSİST MÜSLÜMAN OLMAZ!

Son devrin en vahim ruh felaketlerinden ve zihniyet marazlarından biri, Doğu ve Batı tefekkürünün asliyetinden bihaber olan yüzeysel bilgiyle yetinen aydınların, hakikat-i mutlakayı beşerî izmlerin dar parantezlerine hapsetme yanılgısıdır. “Marksist Müslüman”, “İslam Sosyalizmi” yahut “İslam Demokrasisi” gibi yamalı bohça tabirler, hakikat çilesinden ve diyalektik namustan mahrum olanların uydurduğu, hakikatle bağdaşmayan ifadelerdir. Kutup ayısını hurma ağacının ikliminde yaşatmaya kalkışmak nasıl nefsani bir beyhudelikse; ezeli ve ebedî yeni olan İslâm’ı, maddeden başka hiçbir varlık sahası tanımayan bâtıl sistemlerle evlendirmeye yeltenmek de öyle bir yanılgıdır.

İslâm, her şeyi kuşatan mutlak nizam olarak hiçbir beşerî düşüncenin, hiçbir “izm”in kulvarına ve emrine girmez; bilakis her şeyi kendi emri ve tasarrufu altına alır. Kendisini bir başka beşerî sisteme benzetmeye veya ona payanda kılmaya kalkan her teşebbüs, İslâm’ın tevhit akidesini ve şümullü yapısını zedeler. Nitekim idrakini bu şekilde sınırlandırmış olanlar, İslâm’ın ulvî hakikatlerini yüceltiyorum zannıyla “İslâm sınıfsız bir toplumdur” gibi yüzeysel ifadelere sarıldıklarında, bizzat İslâm’ın özünü gürültüye getirip harcamışlardır. Oysa yarım Marksist olmayacağı gibi yarım Müslüman da olmaz; bir fikir ve bir dünya görüşü ya bir bütün olarak benimsenir yahut reddedilir.

Fikir ve aksiyon dünyasında köklerini tarihe ve maveraya uzatamayan Marksizm, esasen insan ruhunun ipe çekildiği üç ayaklı bir sehpadır. Bu sehpanın fikir dayanağı diye gösterilen Hegel felsefesi, Marks ve Engels tarafından yeniden yorumlanarak materyalist bir diyalektiğe dönüştürülmüştür. Kendi diyalektiklerini kurarken Hegel’den aldıklarını itiraf eden bu anlayış, temelde bir fikri devralma davranışından ibarettir.

Tarihî Maddecilik adı verilen bu eksik dünya görüşü; Hazret-i Âdem’den bu yana insanlığın Allah’ı arayan ruh bünyesini, vicdanını, ahlakını ve mavera iştiyakını topyekûn iptal eder. Bütün varlığı kaba maddeye ve hareket kombinezonlarına indirgeyen Marksizm, her türlü dinî, felsefî ve fikrî değeri maişet şartlarının ve buğday rekoltesinin dalgalanışına bağlayacak kadar akıl dışı bir yaklaşım sergiler.

“Din afyondur” nakaratını bir kıble gibi duvarlara kazıyan bu anlayış, (ki bu anlayışı sonrasında modernistler, Batı’ya yaranmak........

© Mir'at Haber