menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Killing Me Softly Muhalefetin Yavaş Ölümü ve Devlet Aklının Tesellisi

11 0
02.06.2026

Türkiye siyasetini uzun süredir takip edenlerin aşina olduğu bir duygu var: Déjà vu. Her şey değişiyor gibi görünürken aslında aynı hikâyenin farklı biçimlerde tekrarlandığı hissi. Aktörler değişiyor, sloganlar değişiyor, ittifaklar kuruluyor ve dağılıyor; fakat siyasal alanın temel gerilimleri yerli yerinde duruyor.

Son günlerde CHP etrafında yaşanan tartışmalar da böyle bir his uyandırıyor. Bir yandan Kemal Kılıçdaroğlu'nun siyaset sahnesine yeniden dönüşünü andıran görüntüler, diğer yandan parti içi mücadeleler, yargı süreçleri ve bitmek bilmeyen meşruiyet tartışmaları...

İnsan ister istemez iki farklı imgeyi hatırlıyor. Biri, Roberta Flack'in hafızalara kazınan şarkısı: “Killing Me Softly”. Yavaş yavaş, hissettirmeden, doğrudan yok etmeden etkisizleştirmek... Diğeri ise eski bilgisayar oyunlarındaki bölüm sonu canavarları. Hikâye boyunca yenildiği düşünülen karakterlerin son aşamada daha tuhaf, daha karmaşık ve daha güçlü bir biçimde geri dönmesi.

Fakat bu iki imgeyi birleştiren asıl nokta Kemal Kılıçdaroğlu değildir. Asıl mesele, Türkiye'de muhalefetin yıllardır bir türlü kurtulamadığı tekrar döngüsüdür. Her kritik eşikte ülkenin temel meseleleri geri plana düşerken muhalefet kendi içine kapanıyor; liderlik tartışmaları, örgütsel krizler ve iç mücadeleler siyasal gündemin merkezine yerleşiyor. Böylece ekonomiden hukuka, eğitimden dış politikaya kadar uzanan temel sorunlar görünmez hale geliyor. Burada sorulması gereken soru şudur: Muhalefet neden sürekli kendi iç krizlerini konuşmaya mahkûm oluyor?

Bu soruya verilen cevaplar genellikle iki uç arasında gidip geliyor. Birinci açıklama, bütün sorumluluğu muhalefetin üzerine yüklüyor. Buna göre yaşanan her şey beceriksizlikten, stratejik körlükten ve liderlik zaaflarından kaynaklanıyor. İkinci açıklama ise tam tersine bütün süreci dış müdahalelerle açıklıyor. Muhalefetin yaşadığı her krizin arkasında görünmez merkezler, derin planlar ve büyük stratejiler bulunduğu varsayılıyor. Her iki yaklaşım da eksik. Çünkü Türkiye'de muhalefetin hikâyesi ne yalnızca kendi hatalarıyla ne de yalnızca dış müdahalelerle açıklanabilir. Asıl mesele, bu iki sürecin birbirini beslemesidir. Muhalefetin stratejik zaafları, onu müdahalelere........

© Milli Gazete