Külfet bizim, nimet kimin?
Ankara, Temmuz ayının o kavurucu sıcaklarında tarihi günlerinden birine sahne oldu. NATO Zirvesi, 7-8 Temmuz tarihlerinde başkentimizde toplandı. Toplantı öncesinde ve esnasında öyle bir hava estirildi ki, adeta devletin tüm çarkları durdu, yerel yönetimler ve hükümet el ele verip tam bir seferberlik ilan etti. Zirvenin "itibarını" kurtarmak, gelen yabancı konukları ihya etmek adına kamu kurumları tatil edildi, üniversitelerin kapısına kilit vuruldu, Ankara trafiği felç edildi.
Gelelim madalyonun ekonomik boyutuna... Kesenin ağzı sonuna kadar açıldı. Milletin cebinden, yani tüyü bitmemiş yetimin hakkından tam 12 milyar lira bu zirve için sarf edildi. Sormak lazım: Kasamızdan çıkan bu devasa meblağın karşılığında bu aziz milletin kazancı ne oldu? Koskoca bir hiç!
Zirveye damgasını vuran ABD Başkanı Donald Trump’ın açıklamaları, aslında hepimizin bildiği ama "acaba bir umut var mı?" dediğimiz konuları bir kez daha acı bir şekilde yüzümüze vurdu. Liderimize kameralar önünde iltifat eder gibi görünen Trump, arka planda Rahip Brunson olayını çiğ bir üslupla yeniden gündeme getirmekten geri durmadı. O kibirli, üstenci ve tepeden bakan tavırlarıyla, diplomasinin nezaket kurallarını bir kez daha ayaklar altına aldı. Daha dün F-35’leri Türkiye’ye teslim edeceklerini ballandıra ballandıra anlatanlar, bugün kameralar karşısında, "Bir düşüneceğiz, bakacağız" diyerek adeta çocuk kandırır gibi bir tiyatro sahnesi oynadılar. Parasını son kuruşuna kadar ödediğimiz, üzerinde hak sahibi olduğumuz F-35 savaş uçaklarımızı gasp eden bu zihniyet, bir yandan da sınırlarımızı........
