Bir neslin istikbal sancısı
Rahmetli Necmettin Erbakan Hoca’mızın hafızalarımıza kazınan o veciz sözünü hatıra getirmek, bugün yaşadığımız toplumsal ve iktisadi iklimde her zamankinden daha hayati bir zorunluluktur: "Bir milletin gücü; topu, tüfeği, tankı değil; imanlı, ahlâklı ve yetişmiş evlatlarıdır."
Peki, biz bugün bu şuurun neresindeyiz?
Bir neslin ahlâk ve maneviyatla hemhal olarak yetişmesi, şüphesiz ki ilk olarak aile ocağında başlar. Anne ve babanın hâl diliyle verdiği terbiyeyi, daha sonra okul sıralarındaki eğitim ve öğretim süreci tamamlar. Ancak dönüp bugünün Milli Eğitim müfredatına ve eğitim sistemine baktığımızda, maneviyatçı ve ahlâk merkezli bir yapının tam manasıyla tesis edildiğini söylemek ne yazık ki mümkün değil. Gençliğin manevi değerlerle donanması, yalnızca müfredat metinlerine sıkıştırılamayacak kadar köklü; aileden öğretim görevlisine, sivil toplumdan devlete kadar her kesimin taşın altına elini koymasını gerektiren ortak bir sorumluluktur.
Ne var ki, bugün evladını okula gönderen bir anne babanın zihnini ve kalbini sadece manevi kaygılar değil, yakıcı iktisadi gerçekler de kavurmaktadır. Eğitimde maneviyatı konuşurken, maddiyatın ailelerin belini nasıl büktüğünü görmezden gelemeyiz.
Okul sıralarına adım atan bir çocuğun kantine yanaştığında karşılaştığı rakamlar, bugün pek çok........
