menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Örtünürken görünmek: Takvâ ile teşhir arasında kadın, moda ve tesettür!

18 0
16.06.2026

İnsan, tarih boyunca yalnızca bedenini örtmedi; inancını, yaşadığı toplumu, ait olduğu sınıfı, korkularını, özlemlerini ve dünyaya bakışını da kıyafetlerinin üzerine işledi. Bu sebeple giyim, hiçbir zaman yalnızca kumaştan ibaret olmadı. Bazen bir kimliğin sessiz ifadesi, bazen bir medeniyetin estetik anlayışı, bazen de insanın başkalarına nasıl görünmek istediğinin ilanı hâline geldi.

Ne var ki modern çağda kıyafet, insanı anlatan bir vasıta olmaktan çıkarak insanın değerini belirleyen bir ölçüye dönüştürüldü. Artık birçok insan ne giydiğini seçtiğini düşünürken, gerçekte kendisi için önceden hazırlanmış seçenekler arasından tercih yapmaktadır. Moda, farklı olma arzusunu beslerken aynı anda milyonlarca insanı aynı renklere, aynı kalıplara ve aynı beden algısına yönlendirmektedir. İnsan, kalabalığın içinde başkalarından ayrılmak isterken başka bir kalabalığın parçası hâline gelmektedir.

Bu bakımdan moda, yalnızca estetik bir değişim değil; aynı zamanda görünmez bir sınıflandırma düzenidir. Bir kıyafet, çanta, ayakkabı ya da marka, sahibinin karakterinden daha fazla konuşmaya başladığında insanın özü geri plana itilir. Kişi, sahip olduğu ahlâkla değil, satın alabildiği şeylerle değerlendirilmeye başlanır. Böylece farklı görünme arzusu, yeni bir tek tipleşmenin; tek tipleşmenin dışına çıkma çabası ise yeni bir sınıfsal yapının doğmasına sebep olur.

Her dönem kendi insan modelini üretir. Tüketim çağının ideal insanı ise sürekli eksik olduğuna inandırılmış insandır. Daha güzel görünmesi, daha genç kalması, daha fazla dikkat çekmesi ve başkalarının beğenisini kazanması gerektiği söylenir. Çünkü kendisini olduğu hâliyle yeterli gören bir insanı sürekli tüketime yöneltmek kolay değildir. Ona önce eksik olduğu hissettirilir, ardından bu eksikliğin bir ürünle, bir kıyafetle veya yeni bir görüntüyle tamamlanabileceği vaat edilir.

Oysa insanın en güzel ve en kalıcı modası, daimî bir insanlık hâli olmalıydı. Merhamet hiçbir zaman demode olmamalı, edep hiçbir çağda eskimiş sayılmamalı, tevazu hiçbir toplumda değersizleşmemeliydi. Bir insanı güzel kılan yalnızca üzerinde taşıdığı kumaş değil; kalbinde taşıdığı niyet, dilinde koruduğu nezaket ve davranışlarına yansıttığı ahlâktır. Elbise eskir, renk solar, beden değişir; fakat güzel ahlâk, insanın ardından dahi yaşamaya devam eder.

Kur’an-ı Kerim, insanın bedensel örtüsünden söz ederken daha derin bir hakikate dikkat çeker: “Takvâ elbisesi daha hayırlıdır.” Bu ifade, örtünmenin yalnızca dışarıdan görülen bir biçim olmadığını; insanın kalbini, niyetini ve davranışlarını da kuşatan bir bilinç olduğunu hatırlatır. Çünkü bedenini örten fakat kibriyle, gösterişiyle ve başkalarını küçümseyen tavrıyla çevresini inciten kişi, örtünün ruhuna henüz ulaşamamış olabilir. Aynı şekilde dış görünüşü sade olduğu hâlde bakışlarını, dilini ve niyetini kötülükten korumayan insan da edebin yalnızca kıyafetten ibaret olmadığını anlamamış demektir.

İslam’ın öngördüğü tesettür, insanı görünmez kılma çabası değildir. Bilakis insanın bedeninden önce şahsiyetiyle görülmesini amaçlayan ahlâkî bir sınırdır. Tesettür, kadının toplumdan silinmesi değil; yalnızca bedeni üzerinden tanımlanmasına karşı çıkılmasıdır. Onu değersizleştiren bir perde değil, değerinin bedenî ölçülere indirgenemeyeceğini ilan eden bir bilinçtir.

Ancak modern tüketim düzeni, karşısına çıkan her değeri kendi diliyle yeniden üretme konusunda oldukça mahirdir. İtirazları dahi bir ürüne, sadeliği bir gösteriye, farklılığı ise pazarlanabilir bir görüntüye dönüştürür. Tesettür de bu dönüşümden payını almıştır. Bir zamanlar dikkati bedenden şahsiyete yöneltmesi beklenen örtünme, kimi zaman daha fazla dikkat çekmenin aracı hâline getirilebilmektedir. Örtmekle teşhir etmek arasındaki sınır belirsizleşmekte; tesettürün özü, moda sektörünün hızla değişen kalıpları arasında kaybolabilmektedir.

Burada mesele renklerin güzel olması, kıyafetin özenli seçilmesi veya insanın zarif görünmesi değildir. İslam çirkinliği, özensizliği ve düzensizliği öğütlemez. Peygamber........

© Milli Gazete