menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Öğretmen Kürsünün Arkasında Gizlenen Nankörlük Ve Toma Üzerindeki Militanlık

25 0
06.06.2026

Bir milletin ruh kökü, geleceğini teslim ettiği sınıflarda şekillenir. Kürsü, alelade bir ahşap parçası değildir; bir irfan makamıdır. Ancak bugün o makamların arkasına saklanan ideolojik körlük, manevi değerleri içten içe kemiren bir nankörlüğe ve sokak anarşizmine dönüşmüşse, durup derinden bir muhasebe yapma vakti gelmiş ve hatta geçiyor demektir.

Birkaç yıl önce bir İmam-Hatip Lisesi’nde ömrünü tüketen muhafazakâr bir muallim dostum, içini acıyla dökerek şöyle demişti: "Okulda 60’a yakın öğretmeniz. Teneffüs zili çaldığında öğretmenler odasından öyle fütursuz bir nefret, öyle ağır siyasi ve ideolojik saldırılar yükseliyor ki... Ben ve bir kadın hoca arkadaşım, o manevi tahribata şahit olmamak için odadan içeri adım atamıyoruz."

İşin en trajik tarafı ne biliyor musunuz? O odada oturanların yarısı ilahiyat mezunu, yani o çocuklara İslam’ın ahlakını anlatması gereken meslek dersi hocaları. Ya yükselen o karanlık koroya gönüllü niyetine eşlik ediyorlar ya da bir köşede sessizce sinsiliği besliyorlar.

Kimse bu ülkenin öğretmeninden bir iktidar borazanı olmasını, sorgusuz sualsiz biat etmesini beklemiyor. Ancak bu topraklarda dindara nefes aldırmış, evlatlarımızın başörtüsü zulmünü tarihin çöplüğüne gömmüş, asırlık zincirleri kırıp Ayasofya’yı aslına rücu ettirmiş bir iradeye karşı, İmam-Hatip çatısı altında amansız bir kin ve husumet gütmek, en hafif tabirle küfran-ı nimet değil midir? Nankörlük, bu toprakların mayasına yakışır mı?

Eğer bu tipler, “zulüm 1453’te başlad”ı diyen, (günümüzdeki temsilcileri FETÖ bulaşığı) “Bizans Artıkları” ise normaldir. Ancak, bunlara tepkisiz kalarak cesaretlendirenlere ne demeli?

Geçtiğimiz günlerde İzmir’deki bir siyasi miting meydanında kameralara........

© Milat