Çelik ve iradenin çarpışması: Evdeki hesap çarşıya uymamış olabilir mi?
On bir koca gün… Kadim Batı Asya toprakları, modern zamanın en kanlı, en sinsi ve en hesapsız kumarına sahne oluyor. Saldırgan tarafın göklere sığmayan teknolojik üstünlüğüne, "yedi düvelin" desteğine ve mühimmat sağanaklarına rağmen; evdeki hesabın çarşıya uymadığı, çelik iradenin teknolojiye boyun eğmediği bir tabloyla karşı karşıyayız. Bu savaş, sadece cephede değil; zihinlerde, enerji hatlarında ve büyük güçlerin gölgede yürüttüğü diplomasi koridorlarında yaşanıyor.
“Kör Etme” Stratejisi ve Psikolojik Surlar
İran semalarında yankılanan füze ıslıkları, sadece askeri bir hesaplaşmanın değil, bir varoluş kavgasının çığlığıdır. Bakınız, saldırgan güçlerin o şatafatlı radar sistemleri ve erken uyarı ağları bugün adeta "kör ve sağır" edilmiş durumda. Askeri literatürde "kör etme stratejisi" denen bu hamleyle, rakibin tankı değil, doğrudan gözü hedef alınıyor. Orduların gözü kulağı olan bu sistemler bir kez sarsıldı mı, o kibirli toplumların psikolojik surları da yerle bir olur. Bugün Tel Aviv sokaklarında yankılanan ama telefonlara düşmeyen o sirenler, Siyonist katil İsrail ve onun hamisi Siyonistleşmiş Evangelist emperyalist ABD’nin "yenilmezlik" efsanesine vurulmuş en ağır darbedir. Siren sesi duymadan düşen her füze parçası, stratejik bir çaresizliğin tescilidir.
Trump’ın “Gezi” Hülyası ve Ekonomik Kâbus
Hatırlayın; Trump bu kanlı süreci bir "kısa gezi" olarak tanımlamaya........
