Öfkesine Hâkim Olanın Mükâfatı
İnsan, imtihan dünyasında en çok neyle sınanır diye sorulsa, öfke ilk sıralarda yer alır. Çünkü öfke; aklı perdeleyen, dili yaralayan, kalpleri kıran ve çoğu zaman telafisi zor pişmanlıklara kapı aralayan bir duygudur. İşte bu sebeple İslâm, öfkeyi inkâr etmeyi değil, öfkede ölçüyü ve hâkimiyeti öğretir. Resûlullah Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem), ümmetini bu noktada defalarca uyarmış, öfkesini dizginleyebilenleri büyük müjdelerle sevindirmiştir.
“Mîrac Gecesi, Cennet içerisinde aynı seviyede yükseltilmiş birtakım köşkler gördüm, ‘YâCebrâîl! Bunlar kim içindir?’ diye sordum. Buyurdular ki: ‘Kızdıklarında öfkelerine hâkim olanlar ve insanların kusur ve kötülüklerini affedenler içindir.”
Bu müjde, öfkenin bastırılmasının değil, terbiye edilmesinin ne kadar büyük bir ibadet olduğunu açıkça ortaya koyar. Zira herkes kızabilir; fakat herkes öfkesine söz geçiremez. İslâm ahlâkı, işte bu noktada insanı yüceltir.
Kur’ân-ı Kerîm’de Yüce Allah, öfkesini kontrol eden kullarını överek şöyle buyurur:
“Onlar bollukta da darlıkta da infak edenler, öfkelerini yutanlar ve insanları affedenlerdir. Allah, ihsan sahiplerini sever.” (Âl-i İmrân, 134)
Ayette geçen “öfkelerini yutanlar” ifadesi, öfkenin tamamen yok edilmesi değil; onun kontrol altına alınmasını anlatır. Çünkü öfke, insan fıtratında vardır. Ancak mü’min, öfkesinin esiri olmaz; aksine onu ahlâkıyla kuşatır.
Ashâb-ı Kirâm’dan bir........
