Pedro Sánchez nerede, dünya nerede?
Pedro Sánchez Avrupa siyasetinde -uzun süredir- yalnızca bir hükümet başkanı olarak değerlendirilmiyor. Aynı zamanda güç merkezleriyle kurduğu mesafeyi görünür kılan ve bu mesafeyi bilinçli biçimde muhafaza eden bir figür olarak da tartışılıyor.
Hakkında yapılan yorumlar iki uç arasında salınsa da asıl mesele kişisel karizması yahut polemik üretme kapasitesi değil. Mesele dünya siyasetinde güç dengeleri ile ilke arasındaki tercihi hangi yönde yapmış olduğu. Liderliğinin alamet-i farikası da tam olarak burada saklı: stratejik çıkarın mecbur bıraktığı suskunluk ile hukukun gerektirdiği gerçeklik arasında seçim yapması gerektiği anlarda tereddüt göstermemesi.
Filistin meselesinde aldığı tavır da bu karakterin doğal uzantısıydı. Gazze’de yıkım ağırlaşırken Avrupa başkentlerinde kurulan cümleler ölçülmüş, tartılmış, diplomatik hassasiyetle dengelenmiş ifadelerdi. İsrail’in -sözde- güvenlik hakkı merkezde tutuluyor, her açıklama ittifak mimarisine zarar vermeyecek bir çerçeve içinde şekilleniyordu.
Sánchez bu güvenli alanı ellerinin tersiyle itti ve çemberin dışına çıktı. Filistin devletinin tanınmasına yönelik adımının, Washington ve Tel Aviv’de rahatsızlık doğuracağını biliyordu. Aynı zamanda Avrupa Birliği içinde yerleşik dış politika refleksini zorlayan bir kırılma potansiyeli taşıdığı da vakıaydı. İçeride sağ muhalefetin “İspanya’yı yalnızlaştırıyorsun” suçlaması son perdeden yükselirken dahi çizgisinden ödün vermedi. Geri adım atma imkânı varken çekilmeyi reddetmesi ve Filistin devletini tanıma kararını iç ve dış baskılara rağmen sürdürmesi tutarlı ve bilinçli bir ısrardı.
Sanchez, devlet politikası ile mazlum bir halkın kimliğini bilinçli biçimde ayırarak İsrail hükümetinin askeri uygulamalarını........
