menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

DİJİTAL DEVRİMDE AŞKIN SİBERNETİĞİ: YAPAY ZEKA VE İNSAN İLİŞKİLERİNİN PSİKOLOJİK PROJEKSİYONU

11 0
15.05.2026

​GİRİŞ: ANTROPOLOJİK BİR EŞİKTEN BAKIŞ

​İnsanlık tarihi, aşkın tanımını her çağda yeniden yapmıştır. Antik Yunan’da Eros ve Agape arasında salınan bu duygu, Orta Çağ’da feodal bir sözleşmeye, Sanayi Devrimi’yle birlikte romantik bir idealizme dönüşmüştür. Ancak 21. yüzyılın ilk çeyreğinde, özellikle 2026 yılı itibarıyla, aşkın tanımı belki de tarihin en radikal dönüşümünü yaşıyor. Artık aşk; iki ruhun tesadüfi bir sokak köşesinde karşılaşması değil, iki devasa veri setinin bulut tabanlı sunucularda, karmaşık algoritmalarla birbirine "uygun" bulunması sürecidir.

​Bu makalede, Yapay Zeka (YZ) teknolojilerinin insan ilişkileri üzerindeki etkilerini sadece teknik bir gelişme olarak değil, antropolojik bir eşik olarak inceleyeceğiz. "Algoritmik Romantizm" olarak adlandırdığım bu yeni dönemde, bağlanma stillerimizden sadakat kavramına kadar her şey siber bir süzgeçten geçiyor.

​1. STERNBERG’İN ÜÇGENİNDEN ALGORİTMİK KAREYE

​Psikolojinin temel taşlarından Robert Sternberg (1986), aşkı üç temel bileşenle açıklar: Yakınlık (Intimacy), Tutku (Passion) ve Bağlılık (Commitment). Uzun yıllar bu üçgen, sağlıklı bir ilişkinin altın standartıydı. Ancak dijital çağ, bu geometrik yapıyı bozarak onu bir "Algoritmik Kare"ye dönüştürdü.

​1.1. Dijital Yakınlık: Veri Ayak İzlerinin Uyumu

​Eskiden yakınlık, fiziksel paylaşım ve zamanla inşa edilen duygusal şeffaflıktı. Bugün ise yakınlık, algoritmaların bizim hakkımızda bildiği "gizli gerçekler" üzerinden kuruluyor. Sosyal medya beğenilerimiz, dinlediğimiz müzik listeleri ve hatta bir gönderide geçirdiğimiz saniye bazlı süreler, dijital bir kimlik oluşturuyor. YZ, bu verileri eşleştirerek bize "ideal partneri" sunarken, aslında bizi birbirimize değil, birbirimizin dijital yansımalarına aşık ediyor.

​1.2. Hiper-Gerçekçi Tutku ve Görsel İllüzyon

​YZ tabanlı görüntü işleme teknolojileri ve filtreler, "tutku" kavramını biyolojik gerçekliğinden koparıp hiper-gerçekçi bir boyuta taşıdı. Bireyler, karşılarındaki kişinin kanlı canlı haline değil, piksellerle mükemmelleştirilmiş versiyonuna arzu duyuyor. Bu durum, fiziksel buluşma gerçekleştiğinde "görsel hayal kırıklığı" (visual letdown) sendromunu tetikliyor.

​1.3. Dijital Bağlılık ve Denetim Paradoksu

​Bağlılık artık bir güven meselesinden ziyade bir "denetim" meselesine dönüştü. "Son görülme" saatleri, konum paylaşımları ve sosyal medya etkileşimleri, bağlılığı ölçen birer barometre görevi görüyor. Ancak bu denetim imkânı, paradoksal bir şekilde güveni inşa etmek yerine şüpheyi........

© İstiklal