Tanığın Dinlenmesinin ve Bilirkişinin Huzurda Dinlenmemesinin Savunmayı Etkisizleştirmesi ile Uygulamaya Dönük Eleştiriler
Ceza muhakemesinde en çok başvurulan ve kullanılan delil özelliğini taşıyan tanıklıkla ilgili birkaç hususu değerlendirdiğimizde;
Aşağıda; tanıklarla ilgili CMK m.48’e, m.58/1’e, m.59/2’ye ve m.201’e yer verdikten sonra, tanıklık konusunda uygulamada karşılaşılan sorunlara kısaca değineceğiz.
“Kendisi veya yakınları aleyhine tanıklıktan çekinme” başlıklı CMK m.48’e göre; “Tanık, kendisini veya 45 inci maddenin birinci fıkrasında gösterilen kişileri ceza kovuşturmasına uğratabilecek nitelikte olan sorulara cevap vermekten çekinebilir. Tanığa cevap vermekten çekinebileceği önceden bildirilir”.
“Tanığa ilk önce sorulacak hususlar ve tanığın korunması” başlıklı CMK m.58/1’e göre; “Tanığa, ilk önce adı, soyadı, yaşı, işi ve yerleşim yeri, işyerinin veya geçici olarak oturduğu yerin adresi, varsa telefon numaraları sorulur. Gerekirse tanıklığına ne dereceye kadar güvenilebileceği hakkında hakimi aydınlatacak durumlara, özellikle şüpheli, sanık veya mağdur ile ilişkilerine dair sorular yöneltilir”.
“Tanığa söylenecek şeyler ve sorulacak sorular” başlıklı CMK m.59/2’ye göre; “Tanıklık edilen konuları aydınlatmak, tamamlamak ve bilgilerinin dayandığı durumları gereğince değerlendirebilmek için tanığa ayrıca soru yöneltilebilir”.
“Doğrudan soru yöneltme” başlıklı CMK m.201’e göre; “(1) Cumhuriyet savcısı, müdafi veya vekil sıfatıyla duruşmaya katılan avukat; sanığa, katılana, tanıklara, bilirkişilere ve duruşmaya çağrılmış diğer kişilere, duruşma disiplinine uygun olarak doğrudan soru yöneltebilirler. Sanık ve katılan da mahkeme başkanı veya hakim aracılığı ile soru yöneltebilir. Yöneltilen soruya itiraz edildiğinde sorunun yöneltilmesinin gerekip gerekmediğine, mahkeme başkanı karar verir. Gerektiğinde ilgililer yeniden soru sorabilir.
(2) Heyet halinde görev yapan mahkemelerde, heyeti oluşturan hakimler, birinci fıkrada belirtilen kişilere soru sorabilir”.
“Duruşmada bilirkişinin açıklaması” başlıklı CMK m.68’e göre; (1) Mahkeme, her zaman bilirkişinin duruşmada dinlenmesine karar verebileceği gibi, ilgililerden birinin istemesi halinde de açıklamalarda bulunmak üzere duruşmaya çağırabilir.
(2) Yaptıkları açıklamalardan sonra mahkeme başkanı veya hakim, çekilmelerine izin vermedikçe, bilirkişiler duruşma salonunda kalırlar; ancak salona teker teker alınıp birbirinden ayrı olarak dinlenmeleri zorunlu değildir.
(3) Cumhuriyet savcısının, katılanın, vekilinin, şüphelinin veya sanığın, müdafiin veya kanuni temsilcinin istemi üzerine bilimsel mütalaa hazırlayan uzmanın duruşmada dinlenmesi hususunda da yukarıdaki fıkralar hükümleri uygulanır”.
Soruları ve Cevapları:
1. CMK m.48 ile ilgili tanığa cevap vermekten çekinebileceğine dair hüküm hangi anda uygulanmalı, baştan mı, yoksa her sorudan önce mi?
CMK m.48’e göre tanığa cevap vermekten çekineceği önceden bildirilir, yani sorulacak her soru öncesinde soruya cevap vermekten çekinebileceğine dair tanığa bildirimde bulunulmasına gerek olmadığı gibi, böyle bir yöntem soru sorma hakkını akamete uğratır.
2. CMK m.58/1 ve CMK m.59/2 ile CMK m.201’i birlikte değerlendirmek gerekir. Uygulamada sanığa (CMK m.58/1, m.59/2’ye kıyasen) veya tanığa (CMK m.58/1, m.59/2) sorulacak soruların içeriği ile ilgili farklı görüşler ortaya çıkmakta, yalnızca “evet” ve “hayır” cevabının alınabileceği soruların sorulabileceği ileri sürülmektedir.
Ancak CMK m.58/1 ve m.59/2 karşısında, sanığa (susma hakkına sahip olduğu bildirilmek kaydıyla) ve tanığın (kendisini ve yakınlarını suçlamama hakkı olduğunu hatırlatmak kaydıyla) her türlü soru sorulabilir. Beyanların güvenilirliği hakkında açıklayıcı sorular sorulabilir. Bununla birlikte; kıyas müessesesinin sanığın aleyhine uygulanamayacağı da ileri sürülebilir. Soru sorma yöntemi, sanık aleyhine kıyas yapılmamak suretiyle kullanılmalıdır.
3. Uygulamada doğrudan soru sorma hakkı kullanılırken; sanık müdafii tanığa soru sorduğunda, hakimin tanığa “Cevabı bana ve kürsüye dönüp vereceksin, soruyu sorana bakma.” dediği görülmektedir.........
