Her Alışveriş Bir Sözleşmedir: Günlük Hayatta Tüketici Zırhımızı Nasıl Kuşanırız?
Hukuk, hayatımızın her alanında adeta görünmez bir kalkan gibi haksızlıklara karşı bizleri koruyup kollar. Bu koruma alanına; sabah koşusunda bir ihmal yüzünden ayağınızın takılması veya sabah kahvenizi aldığınız işletmenin ayıplı hizmet sunması gibi görece küçük olaylar girebileceği gibi, tatilde vadedilen hizmeti alamamanızdan milyon dolarlık yatırımlardaki manipülasyonlara kadar uzanan geniş bir yelpaze de dahildir. Bugün inceleyeceğimiz bölümde; herhangi bir işletmenin yaptıkları, yapması gerekirken yapmadıkları ve yapmaması gerektiği halde yaptıkları karşısında bu görünmez kalkanın sizin, bizim ve herkesin haklarını nasıl güvence altına aldığını mercek altına alacağız. Umarız ki bu yazı sonrasında aklınızda hiçbir soru işareti bırakmayız.
Aslına bakıldığı zaman, genel kanının aksine sözleşme kurmak demek; illa belli maddelerin yazılı olduğu kâğıtların altına ıslak imza atmaktan ibaret değildir. Az önce örneğini verdiğimiz kahve siparişi bunun en basit kanıtıdır. Siz kasiyere kahve alma isteğinizi iletirsiniz, kasiyer bu talebiniz karşısında menüde yer alan fiyatı size belirtir ve nakit ya da kartla ödemenizi yaparsınız. Hukuken bu saniyeler süren işlem kusursuz bir satış sözleşmesidir. Tarafların karşılıklı olarak yükümlülüklerini (kahveyi teslim etme ve ücretini ödeme) yerine getirmesiyle bu sözleşme tamamlanır.
6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’un 3. maddesinin 1. fıkrasının (k) bendinde tüketicinin tanımı; “Ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek veya tüzel kişi” olarak belirtilmiştir. Bu tanım, dev zincirlere karşı korunması gereken bizi, yani tüm unvanlarımızı bir kenara bırakırsak doğrudan vatandaşı ifade eder. Kahve alan, tatile giden, evine internet bağlatan insanın, sırf ticari bir kazanç amacı gütmediği için kanun tarafından nasıl zırha büründüğünü gösterir. Yine aynı fıkranın (l) bendinde tüketici işlemi; “...ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden (...) gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan (...) her türlü sözleşme ve hukuki işlemi ifade eder” şeklinde düzenlenmiştir. Kanundaki bu küçücük iki cümle, devasa uyuşmazlıklara karşı hepimizi korur ve gözetir.
Günlük hayatta bir spor salonuna kaydolurken önümüze konan sayfalarca küçük puntolu metin veya internetten bir şey alırken saniyeler içinde hiç düşünmeden tıkladığımız "Okudum, onaylıyorum" kutucukları, hukukta Genel İşlem Koşulları (Türk Borçlar Kanunu madde 20 vd.) olarak adlandırılır. Bu sözleşmeler bizimle masaya oturup tartışılmadan, işletmenin tek taraflı olarak önceden hazırlayıp önümüze sürdüğü metinlerdir. Peki bu metinlerdeki her şeyi peşinen kabul etmiş mi oluyoruz? İşte tam burada Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’un 5. maddesinde düzenlenen Haksız Şart kuralı devreye girer. Kanun der ki; eğer bir sözleşmeye sizinle müzakere edilmeden dâhil edilen ve sizin aleyhinize, dürüstlük kuralına aykırı şekilde ciddi bir dengesizlik yaratan bir madde konmuşsa bu bir "Haksız........
