Gençler neden geleceklerini başka ülkelerde arıyor? 28 Ağustos 2026
Türkiye’de genç olmak giderek daha zor hale geliyor.
Hayat pahalılığı, işsizlik, düşük ücretler, eğitim hayatının ardından karşılığı bulunamayan diplomalar ve geleceğe dair büyüyen belirsizlik, gençlerin omuzlarındaki yükü her geçen gün artırıyor.
Bugün birçok gencin zihninde aynı soru var:
“Ben bu ülkede nasıl bir gelecek kuracağım?”
Asıl üzerinde durmamız gereken mesele tam da burada başlıyor. Çünkü genç işsizliği yalnızca bir işe sahip olamamak anlamına gelmiyor. Ekonomik bağımsızlığın gecikmesi, sosyal güvenceye geç adım atılması, aile kurma planlarının ertelenmesi ve geleceğin sürekli başka bir zamana bırakılması anlamına geliyor.
Birçok genç üniversiteden mezun olduğunda önünde açık bir yol bulmayı beklerken, kendisini yeni bir belirsizlik döneminin içinde buluyor.
Diplomasını alıyor ancak mesleğine uygun iş bulamıyor. İş bulduğunda aldığı ücretle hayatını kuramıyor. Çalışmaya başladığında ise yarınından emin olamıyor.
Gençlerin bugün yaşadığı temel sorun tam olarak budur: Bir iş bulmak artık tek başına gelecek kurmaya yetmiyor.
Üstelik meseleyi yalnızca işsiz olan gençler üzerinden değerlendirmek de eksik kalıyor. Uzun süre iş bulamadığı için aramaktan vazgeçenler, eğitim hayatının dışında kalanlar, kendi mesleğinde çalışamayanlar, geçici işlerle hayatını sürdürmeye çalışanlar ve güvencesiz çalışma şartlarını kabul etmek zorunda kalanlar da bu tablonun içinde.
Dolayısıyla karşımızdaki sorun sadece işsizlik değil, gençlerin ekonomik ve sosyal hayatın dışında kalma riskidir.
Diploma neden artık güven vermiyor?
Yıllardır gençlere aynı şey söylendi:
“Okuyun, üniversiteyi bitirin, bir meslek sahibi olun ve hayatınızı kurun.”
Gençler okudu. Aileler çocuklarının eğitimi için yıllarca fedakârlık yaptı. Kimi başka bir şehirde yaşadı, kimi hem okudu hem çalıştı, kimi gelecekte daha iyi bir hayat kurabilmek için gençliğinin önemli bir bölümünü sınavlarla geçirdi.
Sonunda diploma alındı.
Ancak bugün diploma, eskisi kadar güçlü bir gelecek güvencesi sunmuyor.
Üniversiteden mezun olan bir genç, eğitimini aldığı alanda çalışma imkânı bulamadığında geçimini sağlayabilmek için başka işlere yönelmek zorunda kalabiliyor. Yıllarca emek verdiği meslekle yaptığı iş arasında hiçbir bağlantı olmayabiliyor.
Sonra bu gençlere dönüp “İş beğenmiyorlar” demek kolay oluyor.
Oysa gençlerin talebi çok açık.
Aldıkları eğitimin karşılığını görmek, emeklerinin değerini almak ve insan onuruna yaraşır şartlarda çalışmak istiyorlar.
Bu bir ayrıcalık talebi değildir.
Bu, çalışma hayatının en temel beklentisidir.
Gençlerin hayatı neden sürekli beklemekle geçiyor?
Özel sektörde aradığı şartları bulamayan gençlerin önemli bir bölümü kamuya yöneliyor.
Ancak orada da başka bir bekleme dönemi başlıyor.
Sınavlar, puanlar, sınırlı kadrolar, atama süreçleri ve mülakat tartışmaları gençlerin yıllarını alabiliyor.
Öğretmen atama bekliyor, sağlık çalışanı kadro bekliyor, mühendis ilan bekliyor.........
