Bakmadangezme ile İki Yakanın Masalı: İmbatın, Tarihin ve Yaşam Sevincinin Şehri İzmir
İZMİR: EGE’NİN KALBİNDE BİR YAŞAM BİÇİMİ
Güneşin denizden batarken gökyüzünü kızıla, körfezi ise altına boyadığı anlar vardır; işte o an, İzmir’in neden yalnızca bir coğrafya değil, bir varoluş biçimi olduğunu fısıldar. Antik Çağ’ın bilgelerinden bugünün gezginlerine kadar herkesin ruhuna bir parça huzur bırakan bu kadim Ege kenti, geçmişle bugünü öyle bir zarafetle harmanlar ki sokaklarında kaybolmak bir zorunluluk değil, bir ayrıcalık hâline gelir. Palmiyelerin arasından süzülen imbat rüzgârı, asırlık taş sokaklara vuran sokak lambalarının ışığı ve masalardan eksilmeyen neşeli kahkahalar… İzmir, her köşesinde bambaşka bir hikâye saklayan, aceleye gelmeyen bir kent.
KALBİN ATTIĞI YER: KONAK MEYDANI, SAAT KULESİ VE KEMERALTI ÇARŞISI
İzmir yolculuğunun değişmez başlangıç noktası, şüphesiz Konak Meydanı’dır. Meydanın ortasında bir dantel gibi yükselen Tarihi Saat Kulesi, 1901 yılından bu yana zamanı sadece mekanik bir ritimle değil, kentin hafızasıyla birlikte sayar. II. Abdülhamid’in tahta çıkışının 25. yılı anısına inşa edilen bu 25 metrelik zarif yapı, Mağrip mimarisinin inceliklerini taşırken etrafındaki güvercinlerle birlikte İzmir’in en tanıdık kartpostalını oluşturur.
Saat Kulesi’nin hemen ardında, kentin yaşayan en büyük açık hava müzesi olan Tarihi Kemeraltı Çarşısı başlar. İç içe geçmiş sokakları, baharat kokularıyla dolup taşan aktarları, zanaatkâr dükkânları ve kahve kavurucularıyla Kemeraltı, oryantal bir labirent gibidir. Çarşının kalbinde yer alan Kızlarağası Hanı, 18. yüzyıldan kalma heybetli Osmanlı mimarisiyle ziyaretçilerini karşılar. Hanın avlusunda közde pişirilen fincanda Türk kahvesini yudumlamak, antika dükkânlarını gezmek ve hanın serin taş duvarları arasında soluklanmak, kentin geçmişine açılan büyülü bir penceredir.
KÖRFEZİN MASMAVİ GERDANLIĞI: KORDON BOYU VE ALSANCAK’IN ZAMANSIZ SOKAKLARI
Alsancak Limanı’ndan başlayıp Cumhuriyet Meydanı’na kadar uzanan Kordonboyu, İzmirli olmanın felsefesini anlamak için en doğru duraktır. Çimlere uzanıp körfezin serinliğini hissetmek, bisiklet sürenleri, koşanları ve gün batımına kadeh kaldıranları izlemek, kentin kolektif ritüelidir.
Kordon’dan bir sokak içeriye adım attığınızda ise Kıbrıs Şehitleri Caddesi ve çevresindeki tarihi Levanten evleri sizi karşılar. 19. yüzyılın sonu ile 20. yüzyılın başlarında kentin ticaretini elinde tutan Levanten ailelerin mirası olan bu cumbalı köşkler; yüksek tavanları, ferforje balkonları ve taş işçilikleriyle bugün şık kafelere, butik restoranlara ve sanat galerilerine ev sahipliği yapar. Alsancak sokaklarında taze fırından çıkmış sıcacık bir gevrek ve tulum peyniri eşliğinde sabah yürüyüşü yapmak, İzmir sabahlarının en saf lezzetidir.
YUKARIDAN BİR BAKIŞ: TARİHİ ASANSÖR VE DARIO MORENO SOKAĞI
Kentin en etkileyici panoramik manzaralarından birine tanıklık etmek için yönünüzü Karataş semtine çevirmeniz gerekir. 1907 yılında iş insanı Nesim Levi Bayraklıoğlu tarafından iki cadde arasındaki 155 basamaklık dik yamacı kolayca aşmak amacıyla inşa edilen Tarihi Asansör, bugün İzmir’in simgelerinden biridir.
Tuğla ve demir konstrüksiyonun estetik buluşması olan bu asansörle yukarı çıktığınızda, körfezin tüm görkemi ayaklarınızın altına serilir. Asansörün alt girişinde yer alan Dario Moreno........
