Takallübat
Tasarımın, tasavvuru döve döve sakatlayıp kötürüm ettiği bir çığırdır solumakta olduğumuz. Her ikisi de aynı gibi gelse de... Kıldan ince kılıçtan keskin bir başkalık var. Tasarımda, tasavvurda olmayan bir laçkalık var! Tasarım kokadursun oldu-bittiler... Tasavvurun emzirdiği bir avuç cılız ses, haykırsa yeridir: Usandık gayrı cana yettiler!
Tasarımın toksik bir gaz bulutu gibi sardığı âfâkı... Günbatımı romantizminden esintilerle güzellemek... Altı boş kavramlarla nefaset üzere yürüdüğünü bellemek... İş midir? Bahane çadırının içi bu kadar geniş midir? Hâl ve gidiş demiş eskiler... Tasarım değirmeninde öğütüle öğütüle hâl kalmamışsa... Elde kalan nihayete gidiş midir?
Tasarımın mekanik sesiyle sağırlaşan kulaklar duyar ama işitmezmiş... Tasarım kafesinde piksel piksel dağlanmış gözler bakar ama görmezmiş... Tasarım suyunda yıkanan akıl(!) idrakin saçlarını belki........
