menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Sıyânet

34 0
16.08.2026

Cengiz Aytmatov’un bozkırın ortasından zamanlar aşarak yükselen feryadı... Bugün irili ufaklı bütün beldelerde, kuşatılmışlığın dayanılmaz hafifliği eşliğinde yankılanmakta... Üstadın 'Gün Olur Asra Bedel' isimli eserinde, bir otopsi hassasiyetiyle anlattığı "mankurtlaşma" hikayesini bilmeyenimiz yoktur. Juan Juan'lar tarafından, kafasına taze deve derisi geçirilerek, kızgın güneş altında günlerce bırakılıp; acılar içinde kıvranırken hafızasını, köklerini, geçmişini kaybeden ve sonunda kendisini kurtarmaya gelen öz annesini okuyla vuran Coloman'ın trajik hikayesi...

Peki, bugünün dünyasında mankurtlaşmak için başımıza deve derisinin yerine ikâme edilerek sarılan neler var? Ne yok ki mi demeli? Hoş... Coloman'ın zor ve işkenceyle maruz kaldığı bir mankurtlaşma söz konusu... Gelin görün ki; biz artık bu işi gönüllü olarak, kendi rızamızla yapıyoruz! Tersinden bir rıza imalatı kuşkusuz... Çünkü ilk önce bizi mankurtlaşmaya karşı koruyacak ne varsa hepsine kapımızı kapıyoruz! Gerisi çorap söküğü gibi akıp geliyor haliyle...

Büyük mütefekkirimiz rahmetli Erol Güngör’ün yıllar önce yaptığı o isabetli tespiti tam da bu noktada zikretmeden geçemeyiz: "Bir cemiyette kültür buhranı başladığı zaman, ilk yıkılan şey ahlak nizamıdır." Bugün -1980 itibarıyla dalga dalga dozu artarak- Türk milletinin yaşadığı kültürel yozlaşma, sinsi, modern ve alabildiğine asimetrik bir mankurtlaşma dalgasıdır. Zira geçmişin mankurtları acıyla belleksizleştiriliyordu; günümüzün nevzuhur mankurtları ise küresel popüler kültürün konforlu(?) kollarında, "bireyselleşme" illüzyonuyla kendi köklerinden zevkle vazgeçiyor. Kolektif bir hafıza kırımına uğranan bu süreçte, değerler manzumesini öğüten değirmene su taşımayan yok. Söylem ile eylem ve/veya eylemsizlik arasındaki korelasyonlara dikkatle bakıldığında tablo gayet net! Meğer laftan ibaret imiş........

© Haber Vakti