menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Hal ve Gidiş

522 0
19.08.2026

Eskiden ilkokul karnelerinde “Hal ve Gidiş” diye bir bölüm vardı... Bugün hal ve gidişata bakınca halimizde, gidişatımızda pek hayır gibi gözükmüyor. Bu konuda çözüm arayanlara birkaç sözüm olacak. Söyleyeceklerimin pek çoğu ayet ve hadislerden derlenmiş şeyler. Onun için “Dinle ey nefsim, neslim, kardeşlerim” diye başlamak istiyorum söze.

Bizde “Pendnâme” geleneği vardı; Fütüvvetnâme, Emannâme, Vasiyetnâme, Siyasetnâme gibi bir öğüt risalesi olarak. Eskiler öğütlerine “Eyyühel veled” diye başlarlarmış. Yani “Ey oğul” diye. Burada “oğul”, “erkek evlat” değil; arının “oğul vermesi”nde olduğu gibi velet, yani aynı anadan doğan ya da aralarında kardeşlik hukuku olan herkesi kapsar.

Önce selamla başlayalım söze. Sözüm öğüt almak isteyenleredir. Dinleyecek kulağı olan herkese söyleyecek sözüm var. Aynı şekilde söyleyecek sözü olan herkese de verecek kulağım var.

Allah (cc) sizin ellerinizle zalimleri cezalandırsın ve mazlumlara yardım etsin; sizi rızasının tecellisinin vesilesi yapsın... Müslümanlar çaresiz değildir. Çünkü onların Allah’ı var. Müslümanlara diyorum ki: “Çaresiz değilsiniz, çare sizsiniz!” Allah (cc) hamdeden, sabreden, şükreden, direnenlerle beraberdir. Biliyorsunuz Allah’ın rızasına kavuşacak olanlar; iman edenler, iyilik yapanlar, sabredenler ve sabrı tavsiye edenler müstesna herkes hüsrandadır.

Keşke gençler yaşlılara daha saygılı olsalar ve onların hayat tecrübelerinden yararlansalar. Yaşlılar da gençleri anlasalar, hemen kınamasalar... Herkes birbirine karşı daha saygılı, sevgili, merhametli, şefkatli olabilse. Yaşlıların katlanmak zorunda oldukları güçlükler ile ilgili hayat tecrübeleri gençler için baht kaynağı olsa. Onların atalarından tevarüs ettikleri ahlaki değerler ve şahitlikleri, pişmanlıkları manevi bir miras olarak çocuklarına aktarılabilse. Bu biraz sabır ve biraz olgunluk istiyor.

Kesinlikle kendinize, kaderinize kahretmeyin, lanet etmeyin. Halinize şükredin; iyilik beklemeyin, iyilik edin. İnsanları iyilik yapmaya çağırın. Kalp kırmayın; nasıl Kabe Allah'ın evi ise Müslümanın kalbi de O’nun evidir. O evi yıkmayalım; aksine koruyalım ve güçlendirelim.

Nefsinizi Şeytan’ın evine dönüştüren işler ve sözlerden uzaklaşın. Anne-babalarınıza “Öf” bile demeyin; kalp kırdınızsa özür dileyin, haksızlık yaptınızsa helallik isteyin. Hatalarımızı hatırlayıp çokça tövbe istiğfar edelim. Masum olan peygamberler en çok tövbe istiğfar edenlerdi. Allah azimü’ş-şân, kendini kınayan nefse yemin eder. Nefsimizi aklamaya çalışmayalım. Başkalarını suçlamadan önce "Ben nerede, neyi eksik yaptım?" diye onu sorgulayalım. Hz. Yusuf öyle yapmadı mı; “Ben, beni kötülüğe çağıran nefsimi aklayamam” dedi.

Kadere, rızka ve ecele iman edenler stres yapmaz. Rızkımızdan az ya da çok yemeyeceğiz, ecelimizden önce ya da sonra ölmeyeceğiz; kaderimizden başka bir kaderimiz de yok.

Allah (cc) bizi mallarımız, canlarımız ve sevdiklerimizle kimi zaman artırarak, kimi zaman eksilterek imtihan edecek. Unutmayalım ki bize hayır gibi gelen........

© Haber Vakti