YOL
Hepimiz ne zaman biteceğini ve nasıl geçeceğini bilmediğimiz bir yolda yolcuyuz. Elimizde ömrümüz, bize verilen isimle yürüyüp dururuz. Kimi zaman neşeyle, kimi zaman gözyaşıyla, kimi zaman kalabalıklar içinde, kimi zaman kendi yalnızlığında yürür durur insanoğlu. Aslında yolcu olmak hepimizin değişmez kaderidir.
Yol nereye götürür insanı? Dertliyken nerede alır soluğu beniâdem? Nerelerden gelir, nerelerden geçer insanoğlu? Ne engelleri aşar da neden bazen kendine yenik düşer? Nerede son bulur bu yolculuk ve yolun sonunda ne haldedir insanoğlu?
Bilmediklerine teslim olmamak için mi kaçar insan bildiklerinden? Hayallerine ulaşmak için mi koyulur yola, kaçarak gerçeklerden? Sınır nerede başlar, nerede biter? Kaç zaman sürer bu bilinmez yolculuk? Tüm bu soruların cevaplarını bilmek ne mümkün!
Bu yolu ve yolculuğu anlamlı kılan, kolaylaştıran herkese selam olsun. Gönlü güzel, yüreği geniş ve gözleri güneş gibi günümüzü aydınlatan kim varsa selam olsun. Canı gönülden yanımızda yer alan; çayın demini ve kahvenin telvesini lezzetli kılanlara selam olsun.
Kimi zaman yol düz ve kolaydır; yürürken yorulmaz, önünü rahatça görürsün. Kimi zaman öyle virajlara girersin ki bir sonraki adımda neyle karşılaşacağını bilemezsin. Ama insan yine de yürür. Çünkü hayat, durduğumuz yerde değil, yürüdüğümüz yolda anlam kazanır.
Bir de insanın kendi iç dünyasına yaptığı yolculuk........
