menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

GENÇLER EVLENSİN BÜLBÜL ÖLMESİN

13 0
31.07.2026

Beyaz güller ülkesinde geçen bu hikâye, imkânsızın peşine düşen bir delikanlı ile sevgisini ağır bir şarta bağlayan genç bir kızı anlatır.

Vakit eriştiğinde delikanlı, titreyen elleriyle sevdiğinin kapısını çaldı. Genç kız, söyleyeceği sözün ağırlığını taşıyan bir sükûnetle şartını dile getirdi:

“Bana bir kırmızı gül getir. Ancak o zaman ‘evet’ diyebilirim.”

Delikanlı şaşkındı. Oysa sevgi, pazarlık kabul etmeyen bir teslimiyetti. Ama sevdası, kendi gücünden büyüktü. Nefsini bir kenara bıraktı; beyaz güllerle hemhâl olmuş o diyarda bir kırmızı gül bulabilmek için yollara düştü. Günler haftalara, haftalar aylara dönüştü. Zamanın tarlasında umutlar sarardı.

Bir gün, yorgunluktan bitkin düşen genci gören, dikenlerin ve nağmelerin efendisi bülbül dalından seslendi:

“Ey yolcu! Bu ne hâl, bu nasıl bir keder?”

Delikanlı, buruk bir tebessümle başından geçenleri anlattı. Bülbül, onun aşkının büyüklüğüne yandı.

“Yarın şafak vakti yine buraya gel.” dedi. “Aradığın gülü bulacaksın. Kopar, sevdiğine götür ve muradına er.”

Ertesi sabah genç, heyecanla tarif edilen yere koştu. Beyaz güllerin arasında parlayan kıpkırmızı bir gül vardı. Tam uzanıp onu koparacağı sırada yüreğine bir hançer saplandı.

Bülbül, göğsünü beyaz gülün dikenlerine yaslamış, canını o dikenlere emanet etmişti. Al kanı yapraklara akmış, bembeyaz gül onun kanıyla kırmızıya bürünmüştü.

Delikanlının sevinci boğazında düğümlendi. Gözyaşlarıyla bülbülü toprağa verdi. Sonra o kanlı gülü alıp sevdiğinin kapısını çaldı.

Genç kız, kırmızı gülü görünce sevinçle........

© Günışığı Gazetesi