menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

TÜRKİYE NEREYE GİDİYOR?

24 0
05.08.2026

Bir milletin istikbalini görmek istiyorsanız, propaganda afişlerine değil; okul bahçelerine, adliye koridorlarına ve hapishane koğuşlarına bakın. Çünkü okul bir ülkenin aklının, adliye vicdanının, hapishaneler ise yönetim anlayışının somut verileridir.

            Bugün önümüzde duran manzara, gönül gözü ile bakan insanlar için ne yazık ki bir büyük enkaz görünümündedir. Cezaevleri dolup taşıyor... Yeni cezaevleri için milyarlarca lira ayrılıyor... Denetimli serbestlik kapsamındaki insan sayısı neredeyse birçok ilçenin nüfusunu aşmış durumda... Ve bütün bunlar olurken çocuk kandırır gibi bize hâlâ "her şey yolunda" deniliyor.

            Soruyorum: Gerçekten her şey yolunda olsaydı, demir parmaklıklar ardındakiler neden bu kadar çoğaldı? İktidar değişmedi. Yönetim anlayışı değişmedi. Söylemler değişmedi. Peki, cezaevlerindeki tutuklu ve hükümlü insan sayısı, 2002 yılında 59 bin iken bugün bu sayı neden 423 bini aşarak bizi Avrupa şampiyonu(!) yaptı? Bu tablo bize neyi anlatmaya çalışıyor?  Bu tablo, yönetim anlayışının aynası değil mi? Aynaya bakıp yüzsüzlüğünün sınırını beğenmeyenlerin, aynayı kırmaya kalkışması sizce ne derece doğru? Ayna kırılırsa her şey düzelir mi?

            Bir ülke neden suç üretir? Hiç düşündünüz mü? İnsanlar doğuştan suçlu olarak mı dünyaya geliyor? Yoksa onları suça iten şartları, hukuksuzluk mu hazırlıyor? Açlığın kol gezdiği, adalet duygusunun zedelendiği, liyakatin yerini sadakatin aldığı, eğitimin bilimden uzaklaştırıldığı, Rab bana hep bana felsefesinin acımasızca uygulandığı, gençlerin umut yerine bavul hazırlamaya giriştiği bir ülkede suçun artmasına gerçekten şaşırmalı mı? Toprağa diken ekip gül beklemenin de bir sınırı var da biz mi bilmiyoruz?

            İstatistikler soğuktur. Ama anlattıkları........

© Günışığı Gazetesi