TDK’YI ACİLEN GÖREVE ÇAĞIRIYORUM
Kimdir fahişe? Para karşılığında bedenini satan kadın! Diğer bir tanımla kahpe. Ne kadar da basit bir tanım değil mi? Bedenini satana parmağını uzat, “Fahişe!” de aşağıla! Peki ya vicdanını, namusunu, şerefini, inancını, kalemini ve hatta ülkesini satanlara ne demeli? Bedenini satan kadın toplumun ahlak bekçileri tarafından hemen teşhis edilir de neden makam için onurunu, para karşılığı kalemini, koltuk uğruna yeminini, çıkarı için kendisine olan güveni satanlara ne demeli? Yok mu bunlar için uygun bir sözcük?
Bedenini satan kendi bedenini satıyor. Peki, çıkar, çıkın, makam, koltuk ve para için vicdanını satan neyi satıyor? Sadece kendisini mi? Yoksa kendisi ile birlikte hepimizi mi? Çocuklarımızın geleceğini, devletin itibarını, toplumun huzurunu da satmıyor mu? Ama ne hikmetse ona ad verilmiyor! Onun adı “başarılı siyasetçi”, “etkili bürokrat”, “iş insanı”, “kanaat önderi”, “önemli şahsiyet” oluyor. Hatta bazen bir de madalya ile taltif ediliyor!
Soruyorum: Adalet neyin üzerine kuruludur? Vicdan ve hukuk üzerine değil mi? Peki, adaleti satarsanız geriye ne kalır? Cübbe mi, makam mı, kürsü mü? Bir hâkim veya savcı, bilerek ve isteyerek adalet terazisinin kefesini çıkarı uğruna eğiyorsa, onun sattığı şey bir kadının bedeninden daha mı hafif? Bedenini satan kişi bir müddet kendi bedeninin sahibi olmaktan çıkar; ya adaleti satan, başkasının hayatına da el uzatmış olmuyor mu? Bir masumun özgürlüğünü, bir mağdurun hakkını, bir ailenin geleceğini, bir insanın hayatını… Şimdi söyleyin, bunun adı ne? “Görev kusuru” mu? “Talihsizlik”........
