Yokluktan Doğan Gastronomik Mucize
Ayvalık’ın ruhundan süzülüp gelen iki kişilik restoran konseptiyle, yemeği sadece bir doyum aracı değil, mahremiyetle örülü bir tiyatro sahnesi olarak konumlandırıyor. İstanbul’un dinamizmiyle Ege ve Adana mutfaklarını harmanladığı yeni döneminde, gösterişten uzak ama derinliği olan bir mutfak anlayışının temsilciliğini sürdürüyor. Kendisiyle gerçekleştirdiğim röportajda Can Sabri Dolu’nun "yokluktan" var ettiği benzersiz serüvenini, "büyüklük" takıntısına karşı duruşunu ve misafirlerine sunduğu o izole dünyayı tüm samimiyetiyle konuştuk.
Ayvalık’ın o dar sokaklarında sadece iki kişiye özel bir dünya kurma fikri tam olarak nasıl bir "delilik" ya da "dahilik" anıyla doğdu?
Tam olarak “YOKLUKTAN”. Adana’da evlenecekken nikaha 1 gün kala terkedilmiş, karaciğer hastalığına yakalanmış ve Ayvalık’a gelmiştim. Geçim zorlukları nedeni ile kirama destek olsun diye kurduğum iş planımdı. Takdir görmesi ve başarılı olmak beni tekrardan hayata bağladı.
Mutfakta sadece iki kişi için yemek pişirirken, o masadaki hikâyeye dahil olmak mı yoksa dışarıdan bir gözlemci kalmak mı senin felsefene daha yakın?
Masa tamamen mahremiyet alanı üzerine kurulu ve hayatımda aşık olduğum kişiye kurmak isteyip kuramadığım yarım kalan o hikayede hak edenlerin o masada olmasını bilmek çok kıymetli.
Malzeme odaklı mutfağında bir tabak hazırlarken, misafirinin ruh halini mi yoksa mevsimin sana fısıldadıklarını mı daha çok önemsiyorsun?
Rezervasyon öncesi yemek programının mahiyetini öğreniyorum. Daha sonra kendilerini menü konusunda yönlendiriyorum.
Dünyanın en küçük restoranlarından birini yönetmiş biri olarak, gastronomi dünyasının "büyüklük" ve "gösteriş" takıntısına karşı senin duruşun nedir?
Ülkemizde gastronomi daha iyi tanıtılabilirdi esasen. Ancak günümüzde rekabete bağlı birçok işletme şov haline getirdi ve........
