Gurbetten Kars’a Gönül Köprüsü…
İstanbul’dan Erzurum’a, Erzurum’dan Kars’a, Iğdır’dan Ardahan’a, Çıldır Gölü’nden Sarıkamış’a, Tuzluca’dan Akçakale’ye bunca kültür, folklor, halk oyunları, mini kayak gösterileri, peynir-bal alışverişleri, doğa harikası ilginç yapıları ziyaret, tarihi konakları, Rus döneminden kalan taş yapıları görmek ve damak çatlatan yemekleri tatmak gibi 3 aya sıkıştırılacak kadar yoğun program başarılı bir şekilde 3 günde gerçekleşmez mi?
Bu nostaljik geziye isim bulmak, gidilen yerlerde içimi çeke çeke konuşmalar yapmak, hemşeri davetlerine koşarak gitmek, batılı dostlara memleketi anlatmak görevi de bu satırların yazarına verilmez mi?
Son derece duyarlı yol arkadaşları, başarılı bir organizasyon, eli kolu, cebi dolu gelen düzenleme komitesi sayesinde en ufak bir sorun yaşamadan ve yaşanmadan tadı damağımızda kalan gezi kazasız belasız son bulmaz mı?
Hanımeli Restoran’ın başarılı sahibesi Dilek Adıgüzel’in lezzet küpü yöresel yemekleri ve eşi Çetin Adıgüzel’in akordiyon eşliğinde yanık sesiyle okuduğu Kars türküleri, ilimizin kültürel mirasının başarılı temsilcileri Aşık Bilal Ersarı ve Aşık Ensar Şahbazoğlu’nun zeka ürünü deyişleri eşliğinde unutulmaz bir gece daha yaşanırken, çatal bıçak sesleri yerini merakla gelecek taşlamalara bırakmaz mı?
Sütlü Çardak adlı mekanda dünyanın en zengin, leziz ve renkli kahvaltısı yapılırken kişi başına en az birkaç kilo daha alınmaz mı?
Nuran Oğuz Özyılmaz’ın işlettiği Kazevi Restoran'da yine ünlü kaz eti ve bulgur pilavı eşliğinde Karslı gençlerin folklor gösterilerini ve ezgilerini bir kez daha izleme ve dinleme şansını yakalamaz mıyız?
Kısaca yüreğimiz Kars’ta kalmaz mı?
Tuzluca’ya bağlı Halıkışla köyünde 20 öğrenciye kırtasiye malzemesi, mont, atkı ve bere hediye edilerek çocuklar mutlu edilmez mi?
Yine Çıldır Akçakale köyünde 20 öğrenci ve 10 çocuğa atkı, bere, kırtasiye malzemesi hediye edilerek yüzlerinde mutluluk rüzgarları estirilirken; ön sıralarda oturan ve çocuksu ve masum bakışlarla beni süzen küçük çocuğun yanına gidip, “Montunu çok beğendim bana verir misin?” soruma karşılık üzerindeki montu çıkarmaya yeltenip beni ağlatan ve adını sorduğumda “ATA” diye cevap veren, küçük çocuğun adının hakkını verircesine cömert davranışı karşısında ona sımsıkı sarılıp, zor ayrılmaz mıyım?
Daha sonra Ardahan Özel Simge Rehabilitasyon Merkezi’nde Kent Konseyi, muhtarlar, Ardahan Engelliler Derneği ve STÖ’lerin katıldığı törende 120 öğrenciye bot, mont hediye edilerek o özel çocukların yüzlerinde umut çiçekleri açtırılmaz mı?
Çıldır Gölü'nden tutulan lezzetli sarı balıklar yenilip, yöresel müzik eşliğinde atlı kızaklara binilip buz üstünde kızak keyfi yapılırken, cesareti olanlar donan gölün üstünde halay çekip, tek oyun oynayarak yoğun alkışı ve takdiri hak etmez mi?
Sarıkamış’ta telesiyeje binip tepeye çıkmalar, kayak........
