Çevreye Bakınca Gördüklerimiz…
Son yıllarda, hele de son aylarda ve günlerde yaşatılanlar bunca yoğunken, yönetimin tek mesaisi transferler, partilerin iç işlerine müdahalelerle ortamı germek iken, tutuklamalar, komplo teorisiyle gözaltına ve içeri alınmalar bu kadar kolayken! Anneler ve babalar eşsiz, çocuklar babasız ve annesiz, aileler evlatsız mapus yolu beklerken! Onların ve geride bıraktıklarının ruh hallerini düşünüp başka şeyler yazmak, başka konulara dalmak da insana ağır geliyor doğrusu…
Hal böyle iken; duraklarda bekleşenlerden toplu ulaşıma binenlere, salonlardan sınıflara, pazar yerlerinden marketlere insanların gözünde özlediğimiz ışığı görmeyeli ne çok oldu. Ülkenin dört bir yanında korku iklimi hakim gibi. Bugün kim alınacak, bugün kim itirafçı olup salınacak, sırada kim ya da kimler var? Toplumun büyük kesimi ekonomik baskıyla boğuşurken, gençler umutsuzluk sarmalında dolanıp dururken, halkın bir kesimi baskılara rağmen doğasını, dağını, deresini, ağacını, toprağını, havasını, suyunu, tarlasını, yeşilini özetle yaşam alanlarının yağmalanmasını dirençle korumaya çalışırken gel de başka konuları yaz…
Hangisinden başlamalı, ya da hangisini öne çıkarmalı?
Emeğin, özgürlüğün, isyanın, yoksul emekçinin, işsiz gencin, atanmayan öğretmenin, yoksul köylünün, tarlasına küsen çiftçinin sorunlarını mı? Yoksa ata mirası, baba mirası kurumların satılmasını mı? Yine doğaya, çevreye, ağaca, çiçeğe, bitkiye, ormana, yeşile bunca düşmanlık yapılırken kadere razı olanların azlığını mı? Yoksa ekmeğin pahalı emeğin ucuz olduğu günümüzde, doğduğumuz toprağın yaşama akıttığı zenginlikleri korumak adına az korkup çok nefes almak için direnenleri mi?
Yine boşvermişlikle, umutsuzluk........
