menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Bir kentin ruhunu görmek: Kültür Yolu festivallerine farklı bir bakış

22 0
31.08.2026

Geçtiğimiz cumartesi günü, Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından gerçekleştirilen Türkiye Kültür Yolu Festivali’nin 16’ncı durağı olan Çanakkale’de etkinliklerin açılışı törenlerindeydik. Törende konuşan Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Gökhan Yazgı bu festivallerin amacını “Şehirlerimizin ruhunu görünür kılmak istiyoruz” sözleriyle açıkladı.

Devasa sahnelerde şarkı söyleyen sanatçılar, gastronomi durakları, antik kent gezileri, çocuklara yönelik atölyeler ve geçici sergiler bir kentin ruhunu gerçekten görünür kılmak için yeterli mi? Bir kentin ruhu sadece tarihsel geçmişi, kültürel dokusu ve yemeklerinden mi oluşur? Ya kentlerde yaşayan insanlar, ya kentlerin ve ülkenin bütün yükünü çeken emekçilerin yaşam savaşı, peki ya o kentin ve kentlinin doğayla ilişkisi, bu ilişkinin büyük ölçüde etki ettiği yeme-içme kültürü ve turizm...

Bir kentin görülen, gösterilen yüzünün ötesinde gösterilmeyenlerini ya da gösterilmek istenmeyenlerini “kentin ruhu”ndan çıkarırsak geriye kalanlar o kenti ne kadar anlatabilir ki? İşte bu yazıda biraz bu festivallerde kentlerin gösterilmeyen yüzüne ışık tutarak, kentin gerçek ruhunu görünür kılmaya çalışacağız.

Evet, Kültür Yolu’nun yanı sıra yerellerde yapılan bu tür kültür-sanat-gastronomi festivalleri ile ilgili genel kanı, kentlerin kültürüne, sosyal yaşamına, turizmine ve tanıtımına katkı için bu festivallerin birer ihtiyaç ve iyi bir araç olduğu yönünde. Aynı zamanda kentlerde yaşayan yurttaşlar için kültür-sanat-tarih ve doğayla buluşma, bir nefes alma, ruhunu dinlendirme seansları işlevi de görebiliyor bu festivaller.

Kültür ve Turizm Bakanlığı Çanakkale’de, 52 farklı lezzet noktasında kentin eşsiz gastronomisini sunmayı amaçlayan, kentin destanlara, mitlere kaynaklık yapan geçmişine, dünyanın gidişatını değiştiren tarihi siciline yönelik vurguları öne çıkaran bir festival programı açıkladı.

Kentlerin yeme içme kültürünün tanıtılması, uluslararası alanda da bilinmesi ve ilginin artmasına dönük çalışmalar elbette ki temel girdilerinden birisi turizm olan bir ülke açısından önemli ve gerekli. Hele ki bu kent, Avrupa ile Asya kıtalarının narin bir boğazla birbirinden ayrıldığı, bu konumu ile de tarihte onlarca uygarlığa ev sahipliği yapmış, zengin ticaret yollarının kavşak noktası olan Anadolu’nun giriş kapısı olma özelliği ile tüm büyük devletlerin iştahını kabartmış Çanakkale ise...

Çanakkale, jeopolitik konum ve doğal güzellikleri ile dünya tarihinde ilk Doğu-Batı savaşlarının yaşandığı ve bunun İlyada-Odysseia destanları ile anıtlaştırıldığı bir kent. Truva savaşı da, Çanakkale Savaşları da hep kentin bu jeopolitik öneminden kaynaklanıyor. Kanla sulanan toprakların tarihi de bu yüzden dünya edebiyatına ve politikasına yön verecek destanlara konu yapılıyor.

Yüz binlerce Anadolu çocuğunun yaşamını yitirme pahasına emperyalist işgale karşı durduğu, dünyanın öbür ucundan işgal ordularının askerleri olarak gelip bu topraklarda can veren bir o kadar gencin bugün birlikte koyun koyuna yattığı bir yer Çanakkale.

Her ne kadar “Son Başbakan” sıfatlı Binali Yıldırım,........

© Evrensel