Siyasal özgürlükler için mücadele zorunluluğu
Saray yönetiminin sömürülen ve ezilenlere karşı sürdürdüğü sosyal ekonomik saldırıların ve siyasal baskının yoğunlaşması, bu baskının CHP’nin, Erdoğan iktidarının politikaları doğrultusunda dizaynını içerecek şekilde yaygınlaştırılıp çeşitlendirilmesi, hemen her zaman kullanışlı olmuş ve fakat kimi dönemlerde daha da öne çıkarılmış “adalet-hak-hukuk-barış ve demokrasi” söylemini de yeniden ivmelendirdi. “Radikal demokrasi” etiketiyle ve sözüm ona onun da içini doldurmak üzere hayli zaman önce piyasaya sürülen ve liberallerle reformcu burjuva demokratlarının ilgisine de mazhar olan “Devletin ve toplumun demokratikleştirilmesi” saçmalığı bir yana bırakılırsa, barış ve demokrasi için mücadele sorunu üzerine tartışmalarla bu yönlü eylem birliği girişimleri de son yıl süresince yeniden artmış oldu. Bu ‘kavramlar seti’ni de içeren tartışmalarda adı devlet yönetimi sözcülerince konmuş ve fakat ne olup ne olmadığının geniş toplum kesimleri için belirsiz bırakılmasında yarar umulan, ancak Erdoğan iktidarı açısından “Terörün ve terör örgütünün bitirilmesi” söyleminde açıklık kazanan “süreç” merkezli deformasyon politikalarının da önemli bir yeri bulunuyor. Ancak, CHP’ye yönelik saldırıların boyutlanmasıyla birlikte “demokrasi mücadelesi”nin aktüel çerçevesini değil sadece muhtevasını da buradan kurmaya çalışanların giderek artmış olması, bu baskıya karşı mücadele gerekliliğini gölgelememek üzere, sorunun işçi sınıfı başta olmak üzere emekçilerin sendikal ve siyasal özgürlükleri başta olmak üzere daha temelli bir perspektifle ele alınması ihtiyacına vurguyu da yeniden gerekli kılmaktadır. Bu tartışma kapsamında diğerlerinden önce belirtilmesi ve bilinmesi gereken, “radikal demokrasi”den söz edenlerin aslında liberal burjuva demokrasisi savunusunu aşmadıklarıdır. Bu ise, mali sermaye ve tekellerin egemenliği koşullarında, bu güç egemenliği ve çıkarlarıyla belirlenen sınırlar içinde kalmak demektir. Kısıtlı, dar ve biçimsel ‘haklar’ ötesine geçmeyen bir “demokrasi!”Bu tanımla bağlı ve güya onu da içeriklendiren “Devletin ve toplumun demokratikleştirilmesi” söylemi ise kapitalist sömürü koşullarını ve burjuva toplumsal ilişkilerin karakteristiğini gözetmeyen ve karartan bir görüş açısının........
