Made in Europe: Bir virgülle dışarıda kalabiliriz
Made in Europe ile ilgili şubat ayında ilk taslak ortaya çıktığında “tamam bu iş oldu” dendi. Oysa tartışma henüz bitmiş değil, aksine, daha yeni başlıyor. Henüz Türkiye’nin konumuyla ilgili verilmiş bir karar yok. Taslak Türkiye’yi dışlamıyor gibi görünse de asıl mesele bu değil. Gelin anlatayım.
AB’nin açıkladığı taslakta Made in Europe’a dahil edilen AB üyesi olmayan tek ülke Türkiye değil. Aslında metin öyle bir yazılmış ki kimi ararsanız dahil edilmiş. Birinci grup, AB ile serbest ticaret anlaşması olan ülkeler; böyle 40’tan fazla ülke var. İkinci olarak, Dünya Ticaret Örgütü’nün Kamu İhaleleri Anlaşması’nı onaylayan ülkeler. AB ile serbest ticaret anlaşması olmadığı halde bu anlaşmaya dahil olan ekonomiler arasında ilk aklıma gelenler Amerika Birleşik Devletleri ve Hong Kong. Oysa AB ile Gümrük Birliği anlaşması imzalayan tek ciddi ülke biziz; diğerleri Andorra ve San Marino. Taslağı okuyunca pek de özel bir muamele görmemişiz gibi görünüyor.
İstisnalar kanunla değil, bürokratik kararlarla getirilecek
Gelelim zurnanın zırt dediği yere: Made in Europe’un kapsamı bu kadar genişlerse, tabiatın etki-tepki prensibi gereği, sonradan yapılacak müdahalelerde bu kapsamın daraltılacağını söylemek yanlış olmaz. Şimdi herkes kendi lobisini yapıp işine gelmeyen sektörleri veya ülkeleri Made in Europe dışına çıkarmak isteyecektir. Bu da........
