Enerji şoklarından yapay zekâ kırılganlığına tahvil piyasaları
Avrupa Merkez Bankası (AMB) Başkanı Christine Lagarde, 28 Eylül 2026 tarihinde, Brüksel’de Avrupa Parlamentosu Ekonomik ve Parasal İşler Komitesi oturumundaki konuşmasında; 10 Eylül 2026 tarihinde gerçekleşen AMB toplantısında alınan 25 baz puanlık faiz artışının gerekçesini açıklarken;
Enerji şoklarıyla karşılaşıldığında AMB’nin izlediği stratejinin son derece net olduğunu, enerji fiyatlarının kendisine tepki vermediklerini, ancak yüksek enerji fiyatlarının enflasyona yerleşme riski taşıdığını gördüklerinde harekete geçtiklerini söyledi. Bu riskleri, "üç temel kritere" dayanan kapsamlı bir değerlendirme süreciyle ele aldıklarını belirtti.
Lagarde’ın net bir şekilde belirttiği üzere, AMB ilk olarak enflasyon görünümüne bakıyor. Burada incelenen hususlar: bankanın enflasyon tahminleri ve buna ilişkin riskler. İkincisi, temel enflasyon dinamikleri. Lagarde’nin temel enflasyon dinamiklerinin, içinden geçtiğimiz süreçte yüksek enerji fiyatları ve söz konusu yüksek enerji fiyatlarının fiyatlara ve ücretlere nasıl yansıdığıyla ilgili olduğunu anlıyoruz. Üçüncüsü ise AMB’nin para politikasının borçlanma maliyetlerine ve ekonomik büyümeye olan aktarımı.
Lagarde konuşmasında, bu üç kritere baktıklarında; ileride daha yüksek enflasyon gördüklerini, ancak bu enflasyonun henüz kalıcı ya da kendi tabiriyle ‘gömülü’ hale geldiğine dair bir işaret almadıklarını söyledi. Enflasyon görünümünün, yüksek enerji fiyatları nedeniyle 2027 ve 2028'de birkaç ay önce beklenenden daha yüksek olacağını, ancak bu aşamada enerji fiyatlarının daha yüksek ücretleri beslediğine dair kanıt görmediklerini de belirtti.
Uzun vadeli faiz oranlarına da değinerek, Eylül toplantısından bu yana uzun vadeli faiz oranlarında artışın önemli olduğunu, bunun da büyümeyi yavaşlatacağını söyledi.
Kendi adıma, ekonomilerin temel sorunu olan yüksek bono ve tahvil faizlerine değinmesini daha fazla beklerdim, ancak uzun dönemli tahvillerdeki yüksek faizin temel nedenlerinden birinin zaten yüksek enflasyon kaygısı olduğunu ve tahvil ve bono piyasasının ABD-İran savaşının en başından bu yana ekonomik endişeleri en doğru fiyatlayan piyasa olduğunu hep söyledik. Bu cephede fazla yeni bir şey yok.
İngiltere Merkez Bankası’nın 25 Eylül 2026 tarihli Finansal Politika Komitesi Toplantı tutanağında belirtilen; Orta Doğu'daki çatışmaların yeniden tırmanmasının, bir dizi gelişmiş ekonomide büyüme ve faiz oranlarının seyri konusundaki belirsizliği yeniden artırdığına, böylece devlet borç piyasaları, riskli varlık değerlemeleri ve riskli kredi piyasalarındaki kırılganlıkların eşzamanlı olarak somutlaşması riskini yeniden yoğunlaştırdığına yönelik söylenenler önemli görünüyor.
Aynı tutanakta, yapay zekâ (YZ) bağlantılı tahvil ihraçlarındaki hızlı artışın sermaye piyasalarının YZ alanındaki gelişmelere maruziyetini genişlettiğine,........
