Yapay zekâ çalışmalarında “pod” ne demek?
Şirketlerin yapay zekâ projelerinde zorlanmasının temel sebebi çoğu zaman modeller değil: Teknoloji ekibi işin uzağında, işi bilenler de teknolojinin. Birbirine sağır iki taraf uzun uzun toplantı yapıyor, sunum hazırlıyor, pilot başlatıyor; ancak birbirinin ne yaptığını içselleştiremediği için gerçek süreç değişmiyor.
Buna çare olarak şirketler “pod” denilen bir çalışma biçimine geçmeye başladı. İngilizce “pod” kelimesi bezelye kabuğu gibi kapalı, kendi kendine yeten bir birimi çağrıştırır. Yönetim dilinde ise “Agile Pod” veya “Squad” gibi küçük, otonom takımları ifade ediyor.
Pod: Küçük, sonuç odaklı ve geçici.
Squad (takım): Daha kalıcı, ürün odaklı ve uzun süreli.
Pod’lar; hiyerarşi ve bürokrasiye takılmadan tek bir amaca kilitlenen, gerekli yetkinlikleri içinde barındıran otonom ve modüler iş hücreleri. Köşeli, sürtünmeli ve geleneksel komitelerden farklı olarak yuvarlak, esnek ve hızlı. Örneğin Uber bu sorunu aşmak için “Agentic Pods” (ajanik çalışma hücreleri) kurdu. Teknolojiden sorumlu yönetici (CTO) Praveen Neppalli Naga, yaklaşık 30 seçkin yapay zekâ mühendisini iki haftalığına finans, insan kaynakları ve hukuk gibi teknoloji dışı birimlerin içine yerleştirdi. Mühendisler çalışanların yanında oturdu, iş akışlarını izledi, tekrar eden adımları........
