Yatırım portföylerinde toprağın yeri
Portföy yönetiminin temel ilkelerinden biri çeşitlendirmedir. Aynı riske maruz kalan varlıklara değil, farklı ekonomik dinamiklerden beslenen yatırım araçlarına birlikte yer vermek uzun vadede daha dengeli sonuçlar üretir. Bu nedenle yatırımcıların tercihlerinde yıllardır mevduat, döviz, altın, hisse senedi ve son dönemde finansal varlıklardan oluşan yatırım fonları önemli yer tutuyor.
Buna karşılık dikkat çekici bir eksiklik var. Türkiye'de yatırım denildiğinde akla gelen en eski varlıklardan biri olan toprak (arsa-arazi), portföy yönetimi anlayışının içinde hala hak ettiği yeri bulabilmiş değil. Oysa tarih boyunca servetin en kalıcı unsurlarından biri hep toprak oldu. Bunun nedenini anlamak da aslında zor değil. Toprak yatırımı uzun yıllar boyunca bireysel bilgi ve deneyime dayalı bir alan olarak görüldü. Doğru lokasyonu belirlemek, imar süreçlerini takip etmek, hukuki incelemeleri yapmak, altyapı yatırımlarını değerlendirmek ve uygun zamanda çıkış yapabilmek ciddi uzmanlık gerektiriyordu.
Bu nedenle toprak, yüksek potansiyel taşıyan ama yönetimi de bir o kadar zor olan bir yatırım alanı olarak kaldı. Son yıllarda ise yatırımcı davranışlarında farklı bir değişim görüyoruz. Artık yalnızca hangi varlığa yatırım yapılacağı değil, o varlığın nasıl yönetileceği de önem kazanıyor.
Yatırım fonlarının son dönemde gösterdiği büyüme biraz da bunun sonucu. Örneğin hisse senedi piyasalarında birçok yatırımcı tek tek hisse senedi seçmek yerine profesyonel........
