menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Halka arzlarda reform beklentisi

22 0
29.06.2026

Sermaye Piyasası Kurulu’nda (SPK) başlayan yeni dönemle birlikte masadaki yapısal reform beklentileri artıyor. Geçmişte Çukurova, Kepez, Bimeks, Goldaş ve İhlas Finans gibi onlarca şirketin borsa kotundan çıkarılmasıyla (işlem sırasının kapatılmasıyla) yüz binlerce yatırımcının uğradığı mağduriyetleri hatırlatan piyasa uzmanları, halka arz sürecinde ve halka arz sonrası dönemdeki düzenlemelerin sıkılaştırılması gerektiğini, idari cezalar veya işlem bazlı anlık müdahaleler yerine, halka arz öncesi ve sonrasını kapsayan kalıcı sistem değişikliklerine ihtiyaç olduğunu vurguluyor.

Sermaye piyasalarında son yıllarda yaşanan halka arz rüzgarı, tasarrufların ta­bana yayılması açısından olumlu bir seyir izlese de, sistemdeki ba­zı gri alanlar yatırımcı güvenli­ğini tehdit ediyor. Tipik bir istis­mar döngüsünde; bazı şirketler halka arz yoluyla yüksek oranda fon elde ediyor. Mevcut mevzuat­taki 180 gün ila 1 yıllık pay satma­ma ve sermaye artırmama taah­hüt süreleri dolar dolmaz, şirket ortakları pay satışı gerçekleşti­riyor veya nakit ihtiyacı gerekçe­siyle “bedelli sermaye artırımı” yoluna giderek adeta küçük ya­tırımcının sermayesini eritiyor.

Uzmanlar, SPK’nın yeni yöne­tim döneminde, piyasada spe­külatif fiyat hareketlerine ceza kesmenin ötesine geçerek; ih­raççı, ortak ve aracı kurum zin­cirindeki bu sistemsel boşluk­ları kapatacak kalıcı yasal dü­zenlemeleri devreye alması, sermaye piyasalarının sürdü­rülebilir büyümesi için en kri­tik eşik olarak görüyor. Piyasa profesyonelleri; günümüzde sa­yıları 6.4 milyonun üzerine çı­kan hisse senedi yatırımcıları­nın çoğunluğunun geçmişteki Çukurova, Kepez, Bimeks gibi olumsuz gelişen süreçleri bil­mediğini, yatırımcı koruma kal­kanının bu süreçlerde yetersiz kalarak geç devreye girdiğini ha­tırlatarak; “Yatırımcı Tazmin Merkezi (YTM) aracı kurumla­rın iflasına karşı bir koruma sağ­lasa da, borsaya kote bir şirketin iflası veya borsa kotundan çıka­rılarak işlem sırasının kapatıl­ması riskini tazmin etmiyor. Bu yüzden asıl çözüm, şirketlerin borsa kotundan çıkarılma aşa­masına gelmeden önce, radikal önlemlerle yasal olarak engel­lenmesidir” diye konuşuyorlar.

Bu kısır döngünün kırılması ve borsanın bir “kaynak aktarım mekanizması” olmaktan çıka­rılıp gerçek bir yatırım zemini­ne dönüşmesi için birkaç temel alanda yasal düzenleme yapıl­ması gerektiği ifade ediliyor. Bu anlamda piyasa profesyonelleri ile görüşmelerimiz sonucunda şu öneriler öne çıkıyor:

1 Taahhüt ihlallerinde ortakların sorumluluğu ağırlaştırılmalı

Halka arz gelirinin izahname­de taahhüt edilen amaçlar dı­şında kullanılması durumunda, mevcut yaptırımlar doğrudan şirkete ve yönetime yönelik uy­gulanıyor ve aracı kurumlar bu harcama kalemlerinden sorum­lu tutulmuyor (aracı kurumun asıl sorumluluğu fiyat tespit ra­poru ile sınırlı kalıyor). Ancak uzmanlar, mevcut idari para ce­zalarının caydırıcı olmadığını, fonun amacı dışında kullanıl­ması halinde şirket ana ortakla­rının şahsi mal varlıklarıyla da doğrudan mali ve hukuki olarak sorumlu tutulacağı daha ağır ve net bir yasal düzenleme yapıl­ması gerektiğini savunuyor.

2 Fiyat tespit raporlarına sıkı denetim

Halka arzlarda en çok tartışı­lan konulardan biri de şirket de­ğerlemeleri. Bir aracı kurumun çok düşük değer biçtiği şirkete, bir başka aracı kurum çok yük­sek değerleme raporu hazırla­yabiliyor. Bu durumun arkasın­da, aracı kurumların halka arz büyüklüğünden aldıkları orta­lama yüzde 2-4’lük pay (aracı­lık komisyonu) motivasyonu­nun etkili olduğu iddia ediliyor. Çıkar çatışmalarını engellemek amacıyla, aracı kurumların fi­yat tespit raporlarının SPK veya bağımsız bir........

© Dünya