menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

HUKUKA KALKAN YOKTUR, ADALETİN ÖNÜNDE HERKES EŞİTTİR

41 0
24.08.2026

Türkiye’nin organize suçla mücadelesinde son dönemde ortaya konulan iradenin belki de en önemli tarafı şu:

Suç örgütü kravat da takabilir, sokakta silahla da dolaşabilir, ticaret şirketinin arkasına da saklanabilir, dini kavramları da kullanabilir.

Devletin bakması gereken tek şey vardır:

Ortada suç var mı, mağdur var mı, haksız kazanç var mı, tehdit var mı, örgütlü bir yapı var mı?

Adana Cumhuriyet Başsavcılığınca Alparslan Kuytul yapılanmasına yönelik yürütülen soruşturmayı da tam olarak bu noktadan okumak gerekiyor.

Çünkü kamuoyuna yansıyan dosya içeriğine baktığınızda karşınızda yalnızca birtakım siyasi konuşmaların veya fikir açıklamalarının tartışıldığı bir soruşturma görünmüyor.

Savcılığın araştırdığı başlıklar arasında suç işlemek amacıyla örgüt kurma ve yönetme, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama, nitelikli dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik ve Vergi Usul Kanunu'na muhalefet gibi son derece ciddi suç şüpheleri bulunuyor.

19 Ağustos'ta başlayan operasyonun ardından soruşturmanın genişlemesiyle gözaltındaki şüpheli sayısı 56'ya çıktı; 44 şüpheli tutuklama, 9 şüpheli adli kontrol talebiyle hâkimliğe sevk edildi, 3 şüpheli ise savcılık tarafından serbest bırakıldı.

Bütün bunların üzerine hâlâ tartışmayı yalnızca “siyasi operasyon” cümlesine sıkıştırmak, dosyadaki suç iddialarını görmezden gelmek anlamına gelir.

MESELE DİN DEĞİL, MESELE SUÇ İDDİASI

Bu ayrımı özellikle yapmak gerekiyor.

Bir insanın dini düşüncesi, siyasi görüşü, cemaat veya vakıf mensubiyeti kendi başına suç değildir.

Hukuk devleti zaten bunu gerektirir.

Ama aynı hukuk devleti şunu da gerektirir:

Bir yapının dini söylem kullanması, o yapıya ceza hukuku karşısında dokunulmazlık sağlamaz.

“Biz dini bir grubuz.”

“Bize dokunulması inancımıza saldırıdır.”

Bu cümlelerin hiçbiri; varsa dolandırıcılığı, tehdidi, yağmayı, kara para aklamayı, zorla senet almayı veya örgütlü suç faaliyetini ortadan kaldırmaz.

Tam tersine, dini duygular kullanılarak insanların paralarının veya güvenlerinin istismar edildiğine ilişkin bir suç şüphesi varsa devletin çok daha titiz davranması gerekir.

Çünkü burada yalnızca ekonomik bir mağduriyet değil, insanların inançlarının ve güvenlerinin istismar edilmesi ihtimali vardır.

DOSYADAKİ İDDİALAR HAFİFE ALINACAK TÜRDEN DEĞİL

Soruşturma dosyasına ve CİMER ihbarlarına yansıdığı aktarılan iddialar son derece ağır.

İnsanlardan kurban, zekât, fitre ve yardım adı altında para toplandığı;

bazı malvarlıklarının üçüncü kişiler üzerinden hareket ettirildiği;

kişilerin tehdit edildiği;

zorla senet imzalatıldığı;

malvarlıkları üzerinde baskı kurulduğu;

kayıt........

© Diriliş Postası