DÜNYA BÜYÜK BİR DÜZEN DEĞİŞİKLİĞİNİN SANCILARINI ÇEKİYOR
Bildiğimiz bütün fay hatları harekete geçmiş durumda. İkinci Dünya Savaşı sonrasında kurulan uluslararası sistem çatırdıyor; güç merkezleri yer değiştiriyor, eski ittifaklar sorgulanıyor, yeni ittifaklar kuruluyor. Devletler artık yalnızca bugünü değil, önümüzdeki elli yılı hesap ederek mevzi almaya çalışıyor.
Ortadoğu’dan Afrika’ya, Doğu Akdeniz’den Yemen’e, Kafkasya’dan Avrupa’ya kadar geniş bir coğrafyada yaşananlara birbirinden bağımsız hadiseler olarak bakamayız.
Dünyada büyük bir yeniden yapılanma var.
Enerji yolları yeniden hesaplanıyor. Ticaret koridorları değişiyor. Savunma doktrinleri yenileniyor. Teknoloji, yapay zekâ ve savunma sanayii artık doğrudan millî egemenliğin unsurları hâline geliyor. Avrupa kendi güvenliğini tartışırken, Asya yeni güç merkezleri üretiyor. Ortadoğu ise bir kez daha küresel hesaplaşmanın merkezlerinden biri hâline geliyor.
Kısacası herkes yarışın içinde.
Herkes önümüzdeki zorlu dönemde kendi devletini mümkün olduğunca güçlü tutmanın hesabını yapıyor.
Peki biz ne yapıyoruz?
Türkiye olarak böyle bir tarihî dönemeçte enerjimizi günlük siyasi kavgalarla, bitmeyen kutuplaşmalarla ve birbirimizi tüketen tartışmalarla harcama lüksümüz var mı?
Çünkü önümüzdeki mesele bir partinin, bir siyasi hareketin veya bir seçim döneminin meselesinden çok daha büyüktür.
Mesele DEVLET meselesidir.
Türkiye son yıllarda savunma........
