menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

ERDOĞAN’DAN BAHÇELİ’YE STRATEJİK GERÇEKLİK

48 0
12.09.2026

Küresel sistemin fay hatlarının derinden sarsıldığı, tek kutuplu dünya düzeninin çatırdadığı ve uluslararası hukukun yerini Dışişleri Bakanımız Sayın Hakan Fidan’ın da sıkça vurguladığı gibi "orman kanunlarına" bıraktığı tarihi bir kırılma noktasından geçiyoruz. Böylesine kaotik bir küresel iklimde, Türkiye’nin iç siyasi dengelerini günlük basit siyasi çekişmeler, oy hesapları veya kısır parti rekabetleri üzerinden okumak, yapılabilecek en büyük stratejik körlüktür.

Bu bağlamda, Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan ile MHP Lideri Sayın Devlet Bahçeli arasındaki ilişkiyi basit bir "seçim ittifakı" veya "politik koalisyon" parantezine sıkıştırmaya çalışanlar, Türkiye’nin içinden geçtiği bu küresel varoluş mücadelesini anlamaktan fersah fersah uzaktırlar. Bu birliktelik; günübirlik bir siyasi sözleşme veya bir protokol değil, emperyalist kuşatmaya karşı etten ve kemikten örülmüş, binlerce yıldır süre gelen devlet aklının bizzat sahaya inmiş halidir. Yani ortadaki durum tam anlamıyla bir "Stratejik Gerçekliktir."

15 Temmuz Ruhu: Günlük Siyaset Değil, Tarihi Sözleşme

Bu stratejik gerçekliğin kodlarını çözmek için miladın 15 Temmuz 2016 gecesi olduğunu unutmamak gerekir. O gece, sokağa dökülen milyonlar, sadece bir darbe girişimini bastırmakla kalmamış, aynı zamanda Türkiye Cumhuriyeti'nin ikinci yüzyılını inşa edecek olan siyasi omurgayı da çelikleştirmiştir. Erdoğan ve Bahçeli’nin o gece ve sonrasında ortaya koydukları ortak irade, küresel istihbarat servislerinin taşeronlarına karşı çekilmiş milli bir settir. Cumhur İttifakı, kapalı kapılar ardında bakanlık veya koltuk pazarlıklarıyla değil; tankların, F-16'ların ve namluların karşısında dimdik duran aziz milletimizin şahitliğinde kurulmuştur. Dolayısıyla, bu iki liderin her kritik dönemeçte bir araya gelmesi, basit bir durum değerlendirmesi değil; 15 Temmuz ve onun sonrasında ortaya çıkan yeni konjektörle temeli atılan "Tarihi Sözleşme'nin" güncellenmesi ve tahkim edilmesidir.

İşbölümünün Stratejik Doğası: Operasyonel Güç ve Sarsılmaz Çıpa

Erdoğan ve Bahçeli arasındaki uyumun dünyada pek az örneği vardır. Bu ittifakın sırrı, iki liderin birbirini tamamlayan eşsiz siyasi karakterlerinde yatmaktadır. Cumhurbaşkanı Erdoğan; küresel ölçekte oyun kuran, ezber bozan, diplomatik manevra kabiliyeti olağanüstü yüksek, dinamik ve operasyonel bir liderlik sergilemektedir. Nitekim bölgemizde oluşturulmak istenen terör koridoruna karşı Suriye’nin Kuzeyinde ve Irak’da ki kazanımlarımız neticesinde bugün terör örgütü kendini feshederek, Terörsüz Türkiye’nin kapıları sonuna kadar aralanmış bulunmaktadır. Hatta devlet aklının sahadaki bir karşılığı olarak Terörsüz Türkiye stratejisi bölgemizi ateşe atmak isteyen küresel provokasyonlara karşı Terörsüz Bölge politikasına dönüşmüş durumdadır. Bunun da en somut örneği İslam coğrafyasının kalbini muhafaza etmeyi önceleyen, Siyonist İsrail’in yayılmacı emellerini ve bölgenin ateş çemberine atılmasının önüne geçmeyi hedefleyen Mekke İttifakı’dır. Bu ittifak, diplomatik zekânın sahadaki en net yansımasıdır. Öte yandan, Karadeniz'in güvenliğini tehdit eden ve kuzeyimizde devasa bir kriz yaratan Rusya-Ukrayna savaşındaki kilit arabulucu rolümüz, sınırlarımızın çok ötesine uzanan güçlü bir siyasi iradenin eseridir. Bu proaktif devlet aklı sayesinde aziz milletimiz, hem içeride hem de dışarıda tam bir güvenlik iklimi içinde yarınlara emin adımlarla taşınmaktadır.

Sayın Devlet Bahçeli ise; Türk devlet geleneğinin o ağırbaşlı, tavizsiz ve tarihsel hafızasını temsil eden sarsılmaz bir "çıpa" konumundadır. Cumhurbaşkanımız........

© Diriliş Postası