Yetti be kardeşim!
1950’li yıllardan itibaren toplumsal çürüme baskın çıktı; siyaset erbabı bu yozlaşmanın öznesine dönüştü. O dönem Ankara’nın en önemli içkili lokantalarından biri Karpiç’ti. Başkentte bir şehir lokantası ihtiyacı doğunca Mustafa Kemal’in isteği üzerine Falih Rıfkı Atay, Bolşevik Devrimi’nden sonra İstanbul’a gelen beyaz Ruslardan George Karpovitch’e teklif götürdü, böylece yaygın kullanımıyla Karpiç restoran doğdu. Karpiç’in bar kısmı, ayın sonunu zor getiren gazeteciler ve yazarlarla dolardı; yemek bölümünde ise seçkin müşteriler olurdu hep. Ancak ülkedeki dönüşümden yeme-içme mekânları da etkilenmeye başladı. 1950’lilerde günlerce basını meşgul eden olaylardan biri de bir Demokrat Parti milletvekilinin Karpiç’e pijamasıyla girmeye çalışmasıydı. Oktay Ekşi, “Gazetecilikle Geçen O Yıllar” kitabında şöyle anlatıyordu bu vekili: “Milletvekilleri arasında pijamayı takım elbiseye tercih eden bir milletvekili daha vardı. Tekirdağ milletvekili bu politikacı, kaldığı otelden çubuklu pijamalarını çıkarmadan çıkmış, -ayağında da terlikleri vardı!- ünlü Karpiç Lokantası’nda karnını doyurmayı planlamıştı. Garsonların engelleme çalışmaları boşa çıkmış, milletvekili pencere kenarındaki masalardan birine oturup siparişini vermişti. Olay, gazetelere de yansımıştı. ‘Ünlü lokantada pijamayla öğle yemeği yiyen milletvekili’ haberi Ulus’un manşetini oluşturmuştu.”
Dönem değişti. Pijamalı siyasetçiler bile mumla aranacak konuma geldi; onların yerini çağrıldıkları evlerde kendinden geçecek kadar alkol alıp rezillik çıkaranlar aldı. Meclis’in siyasal........
