16 yıl önce bu yazı yüzünden her taraftan dayak yemiştim
Ben tamamen unutmuşum.Bir okurum hatırlattı.Bu yazıyı 16 yıl önce yazmışım.Tam tarihi ile 24 Eylül 2010 günü.Yazıyı unuttum ama o günlerde bu yazı yüzünden yediğim dayağı ve linci unutmadım.FETÖ’nün Beşiktaş savcılarının ve Silivri düzeninin herkesi zangır zangır titrettiği günlerdi.Bakın, o gün de demişim;
ANKARA’NIN DİLİNİ EN İYİ O ANLAR
Acaba diyorum; Abdullah Öcalan, Mülkiye’den ayrıldıktan sonra dağa çıkmayıp Ankara’da kalsaydı bugün nerede olurdu?
Bir ihtimal, Mahir Çayan veya Deniz Gezmiş gibi bir yol kazasına uğrayabilirdi.
Hadi diyelim hayatta kaldı.
Mukadderat acaba onu bugün hangi cepheye, hangi mevziye götürürdü.
Atak çocuktur! Bir ihtimal, alnına “dönek” yaftasının yapıştırılacağı bazı mahallelere sürüklenirdi.
Dünün ayıplanan, ezilen; bugünün ise muktedir ve ezen; dünün mazlum, bugünün en zalim, “en mutena semtlerine”.
Mesela, Oral Çalışlar, Cengiz Çandar veya Şahin Alpay’ın komşusu olabilirdi.
Sittinsene muhalefette, azınlıkta kalmanın hıncını alır, çoğunlukta olmanın keyfini çıkarır, tahakkümün karşı konulmaz hazzını sonuna kadar tadardı.
Veya karşı mahalleye gidip, Doğu Perinçek gibi sittinsene muhalefette kalmanın, iktidara geçmeyi reddetmenin; “Ben mazlum doğar, mazlum ölürüm” nakaratlarıyla bu tercihin bedelini ödüyor olabilirdi.
Kim bilir, belki de yarım kan Türk olma kontenjanından bugün Silivri’nin sakinleri arasına katılıp suçunun ne olduğunu öğrenmenin 700’üncü gününü kutlardı.
Ama yolu İmralı’ya çıktı.
İmralı ile Silivri arası kaç kilometre?
Siz deyin 50, ben diyeyim 75, bilemediniz 100.
Kader güzergâhınızı 5 derecelik açıyla değiştirse, İmralı yerine Silivri’desiniz.
Bir ihtimal daha var.
Belki de benim gibi bir gün o mahallede, bir gün karşı tarafta biçare, avare dolaşır; bir gün o tarafta sille tokat dayak yer, ertesi gün karşı mahalleye geçince, bir meydan dayağı da orada yerdiniz.
Bizim kuşağın ve bir ertesinin Ankara cenahından çıkanlarının güzergâhı genellikle ya bu iki mahalleden birine ya da mahallesizliğe çıkardı.
Emin olun, Abdullah Öcalan dağa çıkmasaydı, Ankara’da kalsaydı, hayat bugün onu bu saydığım insanlardan birine komşu yapardı.
Nereden biliyorsun derseniz, çünkü ben bu ülkede Öcalan’ın psikolojisini en iyi okuyan, onun konuşmalarını en iyi inceleyen........
