menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

"Yorum farkı" mı?

66 0
27.02.2026

Laiklik çağrılarına ve bu konuda 168 ilk imzacının öncülüğünde çığ gibi büyüyen bildirgeye dönük tepkiler, tam bir "panik ve hezeyan" havasında devam ediyor.

Açılışı "Azgın güruh"tan yaptı Rejimin Başı Recep Bey.

Ortağı MHP lideri Devlet Bey "Ruhunu iblisin emanetine veren çürük aydınlar" diye harlamaya çalıştı öfke ateşini. Hızını alamadı, ilk imzacı 168 kişiyi "Alt alta, yan yana toplasan bir adam bile etmezler" diyerek aşağılamaya çalıştı.

Yandaşları, bunlardan aldıkları cesaretle, manşetlerden köşelerden "Züppeler, yobazlar, karanlık heveslisi zavallılar, 28 Şubat sevdalıları" benzeri sıfatlarla, ellerine ne geçirdilerse fırlattılar laiklik isteyenlere.

"Din düşmanı" diyen mi ararsın, "Bu ülkenin yüzde 99 Müslüman çoğunluğuna öfke kusan darbe heveslileri" diyen mi?

Siyasi olarak savunamadıkları bir "açık ara ofsayt" durumunu, yani Anayasa’nın ve hattâ insani tüm değerler dizininin tartışılmaz emri olan laikliği ortadan kaldırma çabalarını gizlemek için, böyle davranmalarını yadırgamıyoruz tabii.

Laikliğin bir "lûtuf" ya da ilave bir "bonus" olmadığını, çağdaş bir toplumun bireylerinin teker teker de topluca da hak ettikleri bir temel insan hakkı olduğunu anlamalarını ve kabul etmelerini de beklemiyoruz.

Milli Eğitim Bakanı’nın iyice coşup "Bunları dava edeceğim. Kimin gerici olduğunu göreceğiz" diye hörelenmesini de, zaten artık çok iyi tanıdığımız profiline bağlayıp gülüp geçesim var.

Yalnız... Yusuf Tekin’in iyice gaza gelip, Çarşamba günü TBMM’de gazetecilere açıklama yaparken, "Kimsenin Anayasayı yorumlama tekeli yok" sözlerine takıldım.

Bu lâfı bir yerlerden çok iyi hatırlıyorum çünkü.

Yakın bir geçmişte, hem Selahattin Demirtaş, Figen Yüksekdağ ve Osman Kavala konusundaki AİHM kararlarına, hem Can Atalay........

© Birgün