Emperyalist güçler ve siyasal iktidarın ortak rejim tasarımı
Özel haberlerimizi ve günün öne çıkan gelişmelerini kaçırmamak için BirGün’ün WhatsApp kanalını buraya dokunarak hemen takibe alabilirsiniz.
Türkiye bugün yalnızca bir demokrasi krizi yaşamamaktadır. Aynı zamanda siyasal alanın, hukuk rejiminin ve emek düzeninin eşzamanlı olarak yeniden kurulduğu tarihsel bir dönüşüm süreci içindedir. Bu dönüşüm, yalnızca yönetim biçiminin değil, toplumsal itiraz kapasitesinin de sistematik biçimde daraltıldığı bir rejim inşasına işaret etmektedir.
Devletin kurumsal mekanizmaları olan yargı, güvenlik bürokrasisi ve idari yapı giderek siyasal iktidarın sürekliliğini sağlayan araçlara dönüşmektedir. Kayyım uygulamaları, parti kapatma davaları, gazetecilere ve sendikalara yönelik soruşturmalar, seçilmiş siyasetçilere dönük yargısal işlemler bu tablonun parçalı örnekleri değil; bütünlüklü bir yeniden siyasal yapılanmanın göstergeleridir. Hukuk, giderek bir denetim mekanizması olmaktan çıkmakta, siyasal alanı yeniden düzenleyen bir iktidar aracına dönüşmektedir.
Şu açık ki, bu rejimin temel hedefi yalnızca iktidarın sürdürülmesi değildir. Daha derinde, toplumun siyasal özne olma kapasitesinin sınırlandırılması vardır. Yurttaşın itiraz eden, örgütlenen ve alternatif üreten bir aktör olmaktan çıkarılıp, önceden çizilmiş sınırlar içinde hareket eden edilgen bir konuma itilmesi amaçlanmaktadır. Hangi talebin meşru sayılacağı, hangi itirazın görünür olacağı, hangi örgütlenmenin tolere edileceği artık giderek daha dar bir siyasal iktidar merkezinin belirlediği çerçevede şekillenmektedir.
Bu siyasal daralma, doğrudan emek rejimiyle iç içe ilerlemektedir. Çünkü örgütsüzleştirilmiş bir toplum, zayıflatılmış sendikalar ve bastırılmış siyasal muhalefet, sermaye açısından daha düşük ücret, daha güvencesiz çalışma ve daha yüksek kâr anlamına gelir. Demokrasi alanının daraltılması ile emek üzerindeki sömürünün derinleşmesi aynı........
